>Kaymakci Pando

>

Bizim mutfağımızı dünyanın en zengin mutfaklarından biri yapan insan çeşitliliğimiz, yaşadığımız coğrafyada yaşamış ve yaşayan farklı yerlerden gelmiş ve farklı kültürlere sahip insanlar. Karadenizlilerin ekmekleri ve pideleri, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun sadece ana malzeme olarak et ve buğday kullanarak yaptıkları binbir çeşit yemekler, Egelilerin zeytinyağlı sebze ve ot yemekleri, Rumların ve Ermenilerin lakerdası, midye dolması, Hatay sayesinde tanışık olduğumuz Arap mutfağı, Orta Asya’dan gelmiş Türklerle gelen mantı, pastırma, Rumeli’den göç edenlerle gelen köfte ve daha burada sayamadığımız daha nice mutfak… Tatlıcılarda sık sık yediğimiz tavuk göğsü tatlısı aslında Bizans saray mutfağında yaratılmış bir tatlı, yüzlerce yıl Bizanslı bir yaratıcı zihin tavuk etiyle sütü biraya getirip tatlı yapmayı düşünebilmiş, biz de bu tatlıyı Türk mutfağına miras olarak almışız ve yaşatmışız. 

Bunun gibi mutfağımıza taşınmış şeylerden biri de Balkanlardan gelen mandıracılık ve kaymakçılık geleneği. Pando Sestaki (nam-ı diğer Kaymakçı Pando ya da Sütçü Pando ya da Bulgar) dedesinden devraldığı bu mesleği tabelası bile bulunmayan Beşiktaş çarşısındaki dükkanında yaklaşık 50 yıldır sürdürüyor.   

Pando Amca yaşlı ama çakı gibi, her sabah saat 7′de işinin başında. Zaman zaman eşi Yoanna Hanım bazen de 2 oğlu işe yardım ediyorlar. Eskiden babasının ve dedesinin Tarabya’da mandıraları varmış. Şimdi ise süt Kemerburgaz’dan gelir, Pando Amca sık sık kaynayan sütü dibi tutmasın diye tezgahta karıştırır. Pando Amca bu sütten meşhur lüle kaymağını da yapar, isterseniz dükkanda balla beraber kahvaltı niyetine yersiniz isterseniz sardırır eve götürürsünüz. Yumurtalar Hadımköy’de çiftlikten özel gelir, Pando Amca bıldırcın yumurtası da satar.

Dükkanın içinde 4 masa var, sabah saatlerinde öğrenciler ve çevre esnafı kahvaltıya gelir. Süt, kaymak, yumurta ve balın yanında kahvaltılık sahanda yumurta, peynir, zeytin, domate bulunur Pando Amcanın yerinde. Eskiden nefis yoğurtta bulunurdu, ne yazık artık satmıyorlar.

Allah uzun ömürler versin Pando Amca, umarım daha seneler boyunca elinden süt içip kaymak yeriz. Pando’nun yerinde porsiyon bal kaymak, fırından yeni çıkmış yarım ekmek ve bir bardak ılık süt 4TL.

Adres: Mumcu Bakkal Sok. No.3 Beşiktaş İstanbul

Telefon: 0212 258 26 16


>Akdeniz Hatay Sofrasi pazar kahvaltisi

>

Akdeniz Hatay Sofrası’nın yemeklerini daha önceden yazmıştım (önceki yazının linki). Burası bir hayli zamandır pazar brunch’larımızın da favori mekanı oldu, Hatay’ın yöresel kahvaltılıklarıyla bezenmiş bu kahvaltı pazar sabahları 8:30 ile 13:00 arasında oluyor, 121 çeşit yiyecek var ve kahvaltının toplam ücreti kişi başına 21TL, 6-12 yaş grubu da %50 indirimli. Gitmek isterseniz mutlaka rezervasyon yaptırın, bazen yer bulunmuyor. 
Kahvaltıda olan ürünlerin dizili olduğu ana masanın görünümü aşağıda. Bu manzarayı ilk görenlerin tepkisi genelde gözlerinin dönmesi oluyor, bu kadar çeşidin yanında asıl daha güzel olan masadaki 121 ürünün tamamının da özenle ve en iyi malzemeler kullanılarak hazırlanmış olması. İşletmenin sahibi Mehmet Deveci ve oğlu için gelenler müşteri değil gerçekten misafir. Hem yemeklerin hazırlanmasındaki özenden hem de herkesle tek tek ilgilenmelerinden bu belli oluyor.

Neyse kolları sıvayıp kahvaltımıza başlayalım artık. Çorbalardan mercimek ve yoğurtlu buğday var bugün, bu sabahlık çorbayı boş geçip peynirlere yönelelim. Burada en sevdiğim uygulamalardan biri her kahvaltılığın yanında ismi ve yöresi yazıyor. Hatay’dan gelmiş 8-9 çeşit peynir var, yanına da hangi köyden geldiklerini yazmışlar. Biraz sürk peyniri, yanına biraz da örme peynir alalım.

Masanın diğer ucunda enfes kovan balı, kaymak, tereyağı ve reçeller var. Ben bunları geçip yukarıdaki acılı buğday aşına uzanıyorum, oldukça acılı olan bu aş ne kadar ihtiyacımız olmasa da iştahımızı açar. Hemen yanında firikli biber dolması ve Harbiye usulü yaprak sarma var. Biber dolması kuş üzümlü, leziz; yaprak sarma ise Egeli eşimden çok iyi not alıyor.

Geçelim orta kısma, kaya koruğu enfes görünüyor. Bu otu İstanbul’da yapan başka yer var mı bilmem en son İzmir’de yemiştim, bir çatalda bu haşlanıp üzerinde zeytinyağı ve limon gezdirilmiş ekşili ottan alalım. Hemen yanında benim Akdeniz Hatay Sofrası’nda en favori mezelerimden olan muhammara var, bol cevizli muhammaradan 2 kaşık almadan olmaz. Humusun da bir tadına bakalım, ben humusa ilk olarak Lübnan lokantalarında alıştım, Hatay’ın kimyonsuz humusu hala bana çok lezzetli gelmiyor. Tabii yarma Hatay zeytinini ve zahter salatasını boş geçmek olmaz, her ikisi de enfes Hatay zeytinyağı ile lezzetlendirilmiş. Bir kaşık ta abugannuş alalım, patlıcanın tam mevsimindeyiz şimdi. Falafelden de bir tane alalım, enfes bir şekilde pişmiş dışı kıtır ama içi yumuşak ve sulu.

Son olarak hamurişlerine ve şerbetlere bakalım. Bir parça biberli ekmek olmadan Hatay yemeği gitmez. Tencerenin içinde nefis sembusekler görünüyor, ondan da bir tane alalım. Sigara böreği, zeytinli poğaça, simit gibi şeyler de var ama iştahımızı Hatay’ın yöresel lezzetlerine saklıyoruz. Şerbet olarak karadut ve gül şerbeti var. Daha önceki seferlerde ikisini de denemiştim, gül şerbeti çok şekerli gelmişti; karadut benim ağız tadıma daha uygun. Bu seferlik açık çay ile kahvaltımızı yapalım.
Kahvaltımızı edip gazetelerimizi okuduktan sonra saat 1′e yaklaşmış. Çıkmadan önce tatlılara da şöyle bir bakalım. Katmer yapmışlar, daha önce yemiştim nefis yapıyorlar katmeri burada. Masada sütlaç da var, bunu da önceden denemiştim güzel bir sütlaç. Kerebiç tatlısı var, bir tane alıp ucundan tadına bakalım. Bana çok kuru geldi, belki Mersin kerebiçine damağım alışık olduğundandır ama çok hoşuma gitmedi. Ceviz tatlısından bir tane, kabak tatlısında da birer tane alalım, turunç ile patlıcan tatlısı bir sonraki sefere. Ceviz tatlısına bayıldım, zaten içine ceviz giren şeyleri genelde severim. Hatay usulü kabak tatlısı kabaklar sönmemiş kireç içinde bekletilerek yapılıyor, kabaklar kıtır hale geliyor. Ben geleneksel kabak tatlısını daha çok seviyorum ama bu halini beğenen çok kişi de var. Tatlı kısmına meyvelerin yanına közlenmiş tatlı patates koymuşlar, ne kadar hoş. Bir aralar İstanbul’da bu patatesi manavlarda marketlerde arayıp zor bulmuştum, çok lezzetli ve az bulunur bir patates.

Adres: İskenderpaşa Mah. Ahmediye Cad. No.44 Fatih İstanbul (Vatan Hastanesi karşısı Historia AVM yanı)
Telefon: 0212 531 33 33
Internet sitesi: http://www.akdenizhataysofrasi.com.tr/

>Ehli Kebap

>

Gaziantep’e gitmiş olanlar bilirler, Antep mutfağının Antep dışında çok tanınmayan enfes lezzetlerinden biri beyran çorbasıdır. Hazırlanması zahmetli olan ve özel uzmanlık isteyen bu çorbayı Antep çarşısında 4-5 yer yapar. Antep’liler bu çorbayı sabah kahvaltıda içerler sadece, saat 11′den sonra beyran bulunmaz. Derler ki sabah içilen beyran kişiyi akşama kadar tok tutar, gerçekten biraz ağır olan bu çorbayı Antepliler sabah içer ki geceye kadar hazmedilip ağırlık yapmasın.
Ben seneler önce Antep’e gittiğim zaman bu çorbayı Antep’in en meşhur beyrancısı Metanet Lokantası’nda içip çok beğenmiştim. İstanbul’a dönünce uzun zaman beyran yapan yer aradım ama Antep’te bile çok az yerin yaptığı bu çorbayı bulmak mümkün olmadı. Sonunda Fatih’te Aksaray Metrosunun hemen yanındaki bir yerin beyran yaptığını öğrendim. Ehli Kebap (Darkapı Ciğercisi) beyran yanında kebap ve tatlı da bulunabilen bir yer. Diyarbakırlı olan bu yerde beyran olmasına şaşırmıştım, meğerse patronları Diyarbakırlı ustaları Antepli imiş.

Ehli Kebap’ın menüsünde beyran çorbasının yapılışını anlatan güzel bir yazı var. “Beyran çorbası Gaziantep mutfağının sabah kahvaltılarında vazgeçilmezidir. En önemli özelliği yapımının 10 saat sürmesidir. Koyunun kürek kemiğinin üstündeki et beyran çorbasının ana unsuru olup bakırdan yapılan beyran kazanına etler konulduktan sonra iş pişirmeye kalıyor. Aslında bu pişirme işlemi yemeğin en önemli püf noktası. Önce kazanın altına meşe odunun kökü konur ve kazanın alt kısmı macun haline gelmiş külle sıvanır. Üzerinde ince bir delik açıldıktan sonra kök tutuşturulur. Kazanın üstüne ise çam ağacından yapılmış bir kapak kapanır. Et kaynamaya başladıktan sonra üzerindeki kef alınır ve tuz atılır. 10 saat pişen et kemiğinden ayrılır. Diğer tarafta pirinç suda yıkanıp haşlandıktan sonra süzülür. Pirinçlerin yapışmaması için üzerinde çok az tereyağı gezdirilir. Yüksek bir sininin altına bir kaşık iç yağ sürüldükten sonra önce lapa hale gelmiş pirinç, onun üzerine de tek tek işlenip damarlarından ve sinirlerinden arındırılmış etler yerleştirilir. Çok kuvvetli ateşin üzerine konan siniden cazırdama sesi gelince üzerine et suyu dökülür. Bir taşım kaynadıktan sonra beyran hazırdır. Kırmızı pul biber ve sarımsak koyularak servis edilir. Limon da sıkılabilir. Afiyet olsun…”

Beyran çorbasının tadı yuvalama çorbasını andırıyor. En son eklenen pul biber ve sarımsak zevke göre az ya da çok eklenebilir, Antep’te içtiğim çorbanın acısı gözden yaş getirten cinstendi.

Ehli Kebap’ta gelen konuklara yemeğin yanında müessese ikramı olarak salata da veriyorlar. Bu salata da o kadar lezzetli ki yazmadan edemeyeceğim. Salata da taze domates, roka ve marul var, üstüne ise enfes bir nar ekşisi dökülmüş. Bu kadar lezzetli bir salata ve nar ekşisini başka yerde hatırlamıyorum, belki Akdeniz Hatay Sofrası’nın zahter salatası bu kadar lezzetliydi.
Ehli Kebap’a bir başka gidişimde kebaplarını deneme şansını da buldum. Ehli Kebap’ta kebap olarak asıl olarak şişte ciğer var. Kebaplardan ise Adana, Urfa, fıstıklı, domatesli, haşhaşlı ve tavuk şiş var. Ciğer yemek istemediğim için garsonumuzun tavsiyesiyle domatesli kebap aldım. Bu kebap ta nefisti, kıyma bıçak kıyması ve az yağlı. Kıymanın dış kısmı kıtır iç kısmı ise sulu ve yumuşak, çok ideal pişmiş.
Ehli Kebap’ta beyran çorbasının tabağı 5TL. Ehli Kebapta Antep’ten farklı olarak öğleden sonra ve akşamları da beyran bulunabiliyor. Domatesli kebap 12TL, ayran 2TL.
Adres: Simitçi Şakir Sok. No.32 Sofular Fatih İstanbul (Aksaray metro istasyonu yanı)
Telefon: 0212 631 37 00 / 631 50 01

>Van Kahvalti Sofrasi

>Van Kahvaltı Sofrası Aksaray ve Samatya’da 2 şubede hizmet veriyor, sabah saat 6′dan akşam 7′ye kadar Van kahvaltısı sunuyor. Aksaray’daki yer Büyükşehir Belediye’sinin arkasında. Van Kahvaltı Sofrası’nın diğer Van kahvaltı salonlarından 2 farkı var: Birincisi 2003 yılında açılmış olması ve İstanbul’da açılan ilk Van kahvaltı sofrası olması. İkincisi kaymak, peynirler ve bal gibi kahvaltının ana öğelerini Van Kahvaltı Sofrası’nın dışarıdan almıyor ve kendisi üretiyor olması. Bunun sonuçlarından biri ise yediğiniz hemen herşeyin kalitesinin iyi olması ve lezzetli olması. Yalnız ayrıca belirtmek lazım sadece kendi ürettikleri değil diğer yediğimiz şeyler de (örneğin zeytinler ve domates salatalık) gayet özenle seçilmiş ve lezzetli.

Türkiyeliler olarak gurur duymamız gereken şeylerden biri de kahvaltımız. Yöreden yöreye farklılık gösteren oldukça zevkli bir kahvaltı geleneğimiz var. Standart Türk kahvaltısı deyince akla gelen malzemeler çay, peynirler, zeytin, ekmek, kızarmış sucuk, yumurta (haşlanmış, yağda kızarmış olabilir), domates, salatalık ve simit (pohaça ya da açma da olabilir) ya da ekmek. Bazı yörelerimizde sabahleyin çorba içmek de yaygındır, örneğin Antep’te sadece sabahları beyran yapan yerler vardır. Bu nefis ve etli çorba biraz ağır olduğu için sabahları içiliyor, akşama kadar hazmedilip ağırlık yapmasın diye. Ege’de kahvaltıya otlar, bazen de bazlama, gözleme ya da meyveler girer. Tatar olan rahmetli babaannem bazen bize kahvaltıda çılbır yapardı (yumurta kırılıp kaynar suda haşlandıktan sonra sarımsaklı yoğurdun üstüne konuyor, onun üzerine de tereyağlı biberli bir sos dökülüyor).
Buna karşılık yurtdışında kahvaltıda peynir yiyen millet bizden başka yok, tek istisna Yunanlılar. Afrika ve Uzak Doğu’da peynir bilinmiyor ya da lüks tüketim malzemesi muamelesi görüyor (Uzak Doğu’da fasulyeden yapılma ve peynire benzer tofu bolca tüketiliyor). Amerikalılar pancake’lerinin üzerine şurup döküyorlar ve margarin karıştırıyorlar; yanında ise kahve içiyorlar. Fransızların tipik kahvaltısı kruvasan (croissant) ve kahve. İngilizler malum sabah haşlanmış fasulye ve yanında sosis ya da jambon yiyorlar. Japonlar pirinç, tofu çorbası ve haşlanmış balık yiyor. Tayland’a turist olarak gittiğimiz zaman yanımızda Antepli birisi vardı. Oralardaki kahvaltıdan o kadar bıkmış ki yanında bir bavul dolusu peynir, zeytin, kaymak, sucuk, pastırma ve ekmek gibi kahvaltılık malzeme ile geziyordu, bir sabah sağolsun hepimizi Türk kahvaltısına davet etti. Oralarda adet sabah kahvaltıda pilav ya da noodle yemek, kardeşimiz bunlardan kaçmak için kahvaltısını binlerce kilometre ötede yanında taşıyordu.
Van kahvaltısı da yakın zamanda meşhur olmuş kahvaltılardan biri. Sebebi Van’da doğal olarak yetişen ve pek lezzetli olan kahvaltılık pekçok ürünün (bal, peynir, kaymak, tereyağı vb.) bulunması ve bazı kişilerin bu ürünleri Van kahvaltısı olarak sunmayı düşünmeleri.

Van Kahvatı Sofrasında kahvaltı için pekçok seçenek var. Biz menüden Van Kahvaltı Sofrası Special aldık. Bu seçenek 25TL ve iki kişinin doyması için fazlasıyla yeterli.

Kahvaltımızda balkaymak, 4 çeşit peynir, siyah ve yeşil zeytin, kavut, murtuğa, domates ve salatalık, tereyağı, cacık ve kavurmalı yumurta vardı. Ayrıca kahvaltı yanında ekmek olarak az miktarda kete ve bolca pide vardı.

Bal kaymak Van Kahvaltı Sofrası’nın kendi üretimi, Sarıyer’den manda sütünü alıp kendileri kaymağı üretiyorlarmış. Benzer şekilde bal da Van’da bir sene kadar önce Van’da aldıkları arı çiftliğinde kendi üretimleri olan bir bal.

Van Kahvaltı Sofrası’nda tüm peynirler kendi üretimleri ve koyun sütünden yapıyorlar. Zaten geleneksel peynir üretimimizde peynirler koyun sütünden yapılıyor, peynirde inek sütü kullanmak son 50 yılda çıkan birşey. Bunun bir istisnası herzaman inek sütünden üretilen Kars gravyeri ancak bu peynir cinsi Van Kahvaltı Sofrası’nda yok. Van Kahvaltı Sofrası’nda örgü peyniri, otlu peynir, tulum peynir ve cinsini bilmediğim bir peynir cinsi daha var. Tüm peynirler lezzetli, sadece otlu peyniri yağı az olduğu için daha az lezzetli buluyoruz.

Cacık benim sofrada en lezzetli bulduğum şeylerden biri. Cacık sütün yağı alındıktan sonra yağsız kalan lordan yapılıyor, içine lezzet katmak için tereyağı, tereotu, salatalık ve sarımsak katılıyor. Cacıkta süzme yoğurttan yapılmış kıvamı var ve lezzetli.

Murtağa un yumurta ve yağ ile yapılıyor. Un yağda iyice kavruluyor, pembeleştikten sonra çırpılan yumurta üzerine dökülüp kavruluyor. Un ve yumurta ile yapılan tipik Doğu yemeklerinden biri, ilk defa murtağa yedim ve lezzet olarak fena bulmadım.

Kavut süte bandırılan buğday, mısır unu ve tereyağı ile yapılıyor. Kahvaltıda üzerine bal ya da reçel dökülerek yeniyor. Yine ilk defa Van Kahvaltı Sofrası’nda kavut yedim, lezzet olarak bana sıradan geldi.

Van Kahvaltı Sofrası’nda yediğimiz diğer şeylerde özenli ve lezzetliydi. Özellikle kavurmalı yumurtaya ve zeytinlerine bayıldım. Van Kahvaltı Sofrası’nda fiyatlar oldukça makul. Kişi başına 6-15TL gibi bir ücretle doymak ve gayet lezzetli yemekler yemek mümkün.

Adres 1: Atatürk Bulvarı No.168/2 (Büyükşehir Belediyesi arkası. Unkapanı’ndan Aksaray’a doğru giderken, bisikletçilerin olduğu altgeçitten hemen sonra solda kalıyor) Aksaray İstanbul
Telefon1: 0212 522 08 59
Adres2: Kapı İlyas Mah. Venedik Cad. Mihri Hatun Sok. No.7 Samatya İstanbul
Telefon2: 0212 589 89 65
Internet adresi: http://vankahvaltisofrasi.com.tr/

>Akdeniz Hatay Sofrasi

>

Aksaray Metro İstansyonunun yakınında Historia Alışveriş Merkezi yanında Akdeniz Hatay Sofrası. 1985 yilinda kurulmuş Akdeniz Hatay Sofrası İstanbul’daki pekçok Hatay restoranının ağabeyi konumunda. Burada sunulan yemeklerin lezzetini anlatmak için kelimeler kifayetsiz kalır. Burayı Hatay’lı bir baba ve oğlu işletiyor, kullandıkları malzemelerin çoğunun Antakya’dan getiriyorlar, zaten restoranın içinde bu ürünlerin satıldığı mini bir market de var.

Restoran sigara içilmeyen alt kattan ve sigara içilebilen üst kattan oluşuyor. Mutfağı alt katta açık mutfak. Akdeniz Hatay Sofrası’nın pazar sabahları brunch’ı var, aslında burada bulunan kebap dışındaki lezzetleri tatmak için brunch’a gitmek gerekiyor. Brunch’ta 121 çeşit ürünü sunuyorlar (gittim gördüm, saymadım ama hakikaten 121 çeşit vardır). Burada bu mezeleri, yöresel peynirleri, biberli ekmeği, katmeri ve daha çok birçok şeyi tadabilirsiniz. Üstelik 21TL gibi çok hesaplı bir fiyatı var brunch’ın. Brunch ile ilgili detaylı yazımı bu linkte bulabilirsiniz.

Aktakya coğrafi konumu itibariyle Arap ve Mezopotamya mutfaklarından lezzetleri barındıran bir yer, Türkiye’nin başka yerlerinde yiyemeyeceğimiz lezzetlere burada rastlıyabiliyoruz. Akdeniz Hatay sofrasında bulunan mezelere örnek vermek gerekirse muhammara, zahter salatası, bakla ezme, humus, çökelek salatası, mütebbel, tabbuli, mekduz ve babagannuş mezelerden bazıları. Akdeniz Hatay Sofrasına sadece mezeleri için bile gidilip mezeler ile doyulabilir.

Akdeniz Hatay Sofrasında tadına baktığım lezzetli mezelerden bir tanesi muhammara idi. Bu lezzetli mezenin yapımında domates ve biber salçası, ceviz, sarımsak, kekik, kimyon ve zeytinyağı kullanılıyor. Akdeniz Hatay Sofrası tüm bu malzemeleri Hatay’dan getiriyor. Burada yediğim muhammara kadar lezzetlisini ancak Türkiye dışında Lübnan restoranlarında yemiştim, salçası ve ceviziyle tadı harikaydı.

Zahter salatası muhteşem, Hatay’a özgü bu yabani kekiğin yine Hatay zeytinyağı ile buluşması muhteşem olmuş. Yaban kekiği dışında salataya taze soğan, taze kırmızı biber, maydanoz ve Hatay yöresi zeytini giriyor. Ayrıca yine Antakya zeytini kullanılarak yapılan yarma zeytin salatasını tavsiye ederim. Bu salatayı benim gibi seviyorsanız yiyebileceğiniz diğer yerler Eminönü’nde Hamdi Restoran ve Ahırkapı’da Giritli.

Kebaplar da mezeler gibi çok lezzetli Akdeniz Hatay Sofrasında. Metrelik kebap diye metre ile sattıkları bir kebapları var. Hatay’a özgü kebaplar yemek isterseniz tepsi kebabı, tuzda tavuk, tuzda et, belen tava deneyebilirsiniz. Çorbalardan ise yöresel olarak ekşi aşı ve yoğurt aşı var.

Akdeniz Hatay Sofrası’nın yemeklerin lezzeti ve bu lezzetleri başka biryerde zor bulunacağı düşünülürse fiyatları çok uygun. Akdeniz Hatay Sofrası şu anda nispeten az tanınıyor, buranın daha fazla tanınmasıyla tahminim fiyatları da diğer yerler gibi artmaya başlayacaktır.

Telefon: 0212 531 33 33
Adres: İskenderpaşa Mahallesi Ahmediye Caddesi 44/A
Vatan Hastanesi karşısı Fatih İstanbul


Akdeniz Hatay Sofrasi

Aksaray Metro İstansyonunun yakınında Akdeniz Hatay Sofrası. 1985 yilinda kurulmuş Akdeniz Hatay Sofrası İstanbul’daki pekçok Hatay restoranının ağabeyi konumunda. Burada sunulan yemeklerin lezzetini anlatmak için kelimeler kifayetsiz kalır. Burayı Hatay’lı bir baba ve oğlu işletiyor, kullandıkları malzemelerin çoğunun Antakya’dan getiriyorlar, zaten restoranın içinde bu ürünlerin satıldığı mini bir market de var.

Restoran sigara içilmeyen alt kattan ve sigara içilebilen üst kattan oluşuyor. Mutfağı alt katta açık mutfak. Akdeniz Hatay Sofrası’nın pazar sabahları brunch’ı var, aslında burada bulunan kebap dışındaki lezzetleri tatmak için brunch’a gitmek gerekiyor. Brunch’ta 121 çeşit ürünü sunuyorlar (gittim gördüm, saymadım ama hakikaten 121 çeşit vardır). Burada bu mezeleri, yöresel peynirleri, biberli ekmeği, katmeri ve daha çok birçok şeyi tadabilirsiniz. Üstelik 21TL gibi çok hesaplı bir fiyatı var brunch’ın.

Aktakya coğrafi konumu itibariyle Arap ve Mezopotamya mutfaklarından lezzetleri barındıran bir yer, Türkiye’nin başka yerlerinde yiyemeyeceğimiz lezzetlere burada rastlıyabiliyoruz, Akdeniz Hatay sofrasında bulunan mezelere örnek vermek gerekirse muhammara, zahter salatası, bakla ezme, humus, çökelek salatası, mütebbel, tabbuli, mekduz ve babagannuş mezelerden bazıları. Akdeniz Hatay Sofrasına sadece mezeleri için bile gidilip mezeler ile doyulabilir.

Akdeniz Hatay Sofrasında tadına baktığım lezzetli mezelerden bir tanesi muhammara idi. Bu lezzetli mezenin yapımında domates ve biber salçası, ceviz, sarımsak, kekik, kimyon ve zeytinyağı kullanılıyor. Akdeniz Hatay Sofrası tüm bu malzemeleri Hatay’dan getiriyor. Burada yediğim muhammara kadar lezzetlisini ancak Türkiye dışında Lübnan restoranlarında yemiştim, salçası ve ceviziyle tadı harikaydı.

Zahter salatası muhteşem, Hatay’a özgü bu yabani kekiğin yine Hatay zeytinyağı ile buluşması muhteşem olmuş. Yaban kekiği dışında salataya taze soğan, taze kırmızı biber, maydanoz ve Hatay yöresi zeytini giriyor. Ayrıca yine Antakya zeytini kullanılarak yapılan yarma zeytin salatasını tavsiye ederim. Bu salatayı benim gibi seviyorsanız yiyebileceğiniz diğer yerler Eminönü’nde Hamdi Restoran ve Ahırkapı’da Giritli.

Kebaplar da mezeler gibi çok lezzetli Akdeniz Hatay Sofrasında. Metrelik kebap diye metre ile sattıkları bir kebapları var. Hatay’a özgü kebaplar yemek isterseniz tepsi kebabı, tuzda tavuk, tuzda et, belen tava deneyebilirsiniz. Çorbalardan ise yöresel olarak ekşi aşı ve yoğurt aşı var.

Akdeniz Hatay Sofrası’nın yemeklerin lezzeti ve bu lezzetleri başka biryerde zor bulunacağı düşünülürse fiyatları çok uygun. Akdeniz Hatay Sofrası şu anda nispeten az tanınıyor, buranın daha fazla tanınmasıyla tahminim fiyatları da diğer yerler gibi artmaya başlayacaktır.

Telefon: 0212 531 33 33
Adres: İskenderpaşa Mahallesi Ahmediye Caddesi 44/A
Vatan Hastanesi karşısı Fatih İstanbul


Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.