Nizam Pide Salonu

Nizam Pide Salonu canınız Beyoğlu’nda güzel pide yemek istediğinde ya da sütlaç istediğinizde gidebileceğiniz ilk adreslerden biri. Nizam Pide’nin merkezi Beyoğlu Balık Pazarı sonunda Cumhuriyet Meyhanesi çaprazında. 7 gün 22 saat açık bir yer, sadece sabah güneş doğmaya yakın temizlik için 2 saat kapatıyorlarmış. Ayrıca yine Beyoğlu’nda Büyükparmakkapı Sokak’ta bir şubeleri var.

Nizam Pide’nin kurucusu Nizamettin Kızılkaya, kendisi Rizeli. İşi şimdi 2 oğlu götürüyor, ayrıca öğrendiğime göre Taksim Meydanda ıslak hamburgeri ile meşhur Kızılkayalar Büfe’nin sahibi de bu aile imiş.

Nizam Pide’de pidenin yanında sulu yemek, çorbalar ve tatlı olarak sütlaç var. Fiyatları normalin biraz üstünde örneğin kıymalı pide 8.5TL karışık pide 10TL (fiyat bilgileri en son Nisan 2010’da yenilenmiştir). Ben pide ve sütlaç dışında sadece paça çorbalarını denedim, çorbalarının tadı vasattı.

Pideler ise cidden çok lezzetli. Nizam pidede denediğim pidelerden biri Doktor Nizam oldu. Bu pidede kuşbaşı, kıyma, kaşar ve domates sosu bulunuyor, hem malzemesinin hem de pidenin hamurunun tadı lezzetliydi.

Bunun dışında denediğim başka bir pide Trabzon peynirli pide oldu. Nizam Pide Vakfıkebir tereyağı kullanıyor, bu pide de çok başarılıydı.

Son olarak sütlaca gelecek olursak sütlaç oldukça lezzetli. Sade çeşidi olduğu kadar üzerine fındık, dondurma, bal ve muz koydukları çeşitleri de var. Dediğim gibi iyi bir sütlaç ama Nizam Pide Salonu’nun hemen yanında olan Merih meyhanesinin sütlacını da deneyip hangisi daha iyi karar vermelisiniz.

Adres1: Kamer Hatun Caddesi No.3 Beyoğlu İstanbul
Adres2: Büyükparmakkapı Sok. No.13 Beyoğlu İstanbul
Telefon: 0212 249 55 01
Internet sitesi: http://www.nizampide.com/

Reklamlar

>Nizam Pide Salonu

>Nizam Pide Salonu canınız Beyoğlu’nda güzel pide yemek istediğinde ya da sütlaç istediğinizde gidebileceğiniz ilk adreslerden biri. Nizam Pide’nin merkezi Beyoğlu Balık Pazarı sonunda Cumhuriyet Meyhanesi çaprazında. 7 gün 22 saat açık bir yer, sadece sabah güneş doğmaya yakın temizlik için 2 saat kapatıyorlarmış. Ayrıca yine Beyoğlu’nda Büyükparmakkapı Sokak’ta bir şubeleri var.

Nizam Pide’nin kurucusu Nizamettin Kızılkaya, kendisi Rizeli. İşi şimdi 2 oğlu götürüyor, ayrıca öğrendiğime göre Taksim Meydanda ıslak hamburgeri ile meşhur Kızılkayalar Büfe’nin sahibi de bu aile imiş.

Nizam Pide’de pidenin yanında sulu yemek, çorbalar ve tatlı olarak sütlaç var. Fiyatları normalin biraz üstünde örneğin kıymalı pide 8.5TL karışık pide 10TL (fiyat bilgileri en son Nisan 2010’da yenilenmiştir). Ben pide ve sütlaç dışında sadece paça çorbalarını denedim, çorbalarının tadı vasattı.

Pideler ise cidden çok lezzetli. Nizam pidede denediğim pidelerden biri Doktor Nizam oldu. Bu pidede kuşbaşı, kıyma, kaşar ve domates sosu bulunuyor, hem malzemesinin hem de pidenin hamurunun tadı lezzetliydi.

Bunun dışında denediğim başka bir pide Trabzon peynirli pide oldu. Nizam Pide Vakfıkebir tereyağı kullanıyor, bu pide de çok başarılıydı.

Son olarak sütlaca gelecek olursak sütlaç oldukça lezzetli. Sade çeşidi olduğu kadar üzerine fındık, dondurma, bal ve muz koydukları çeşitleri de var. Dediğim gibi iyi bir sütlaç ama Nizam Pide Salonu’nun hemen yanında olan Merih meyhanesinin sütlacını da deneyip hangisi daha iyi karar vermelisiniz.

Adres1: Kamer Hatun Caddesi No.3 Beyoğlu İstanbul
Adres2: Büyükparmakkapı Sok. No.13 Beyoğlu İstanbul
Telefon: 0212 249 55 01
Internet sitesi: http://www.nizampide.com/


Erzincanli Ali Baba

İstanbul’da Süleymaniye’nin kurufasülyecileri meşhurdur. Tam Süleymaniye Camisinin karşısında 4-5 tane kurufasülyeci var, bunlardan gerçekten güzel kurufasülye yapanları hemen başta olan Kurucu Ali Baba Kanaat Lokantası ve Erzincanlı Ali Baba. Çoğunluk Ali Baba Kanaat Lokantasının kurufasülyesini daha çok beğeniyor. Ali Baba Kanaat Lokantasının sahipleri Üsküdar’daki meşhur Kanaat Lokantasından ayrılıp burayı kurmuşlar. Ben yakın zamanda gittiğim diğer kurufasülyeci Erzincanlı Ali Baba hakkında yazacağım.

Erzincanlı Ali Baba’nın sahibi Adnan Güzel Bey lokantacılığı babasından devralmış. Süleymaniye’deki yeri 1999’da açmış. Burada aynı zamanda sulu ev yemekleri de var. Ama tabii en çok talep gören yemekleri kurufasülye. Kullanılan kurufasülye dermason tipi 11 milimetrelik kurufasülye. Yağ olarak ise ayçiçek yağı kullanılıyor. Kurufasülyenin lezzetinin sırrı bakır kazanda kömür ateşinde pişmesi ve servis edilmeden önce dinlendirilmesi. Bu işlemin sonucunda lezzetli ve evde pişen kurufasülyeyi andıran bir kurufasülye ortaya çıkıyor.

Kurufasülye her ne kadar milli yemeğimiz olarak görülen bir yemek olsa da aslında Türkiye’de tarihi çok eski değil, şu an yediğimiz fasülye çeşitlerinin tamamı Amerika’nın keşfi sonrasında Kristof Kolomb tarafından Amerika’dan getirilmiş. Biz kurufasülyeyi salça, et ve tereyağı ile buluşturarak nefis ve besleyici bir yemek yaratmışız ve bu yemeği milli yemeğimiz yapmışız. Karadeniz bölgesinde ise kurufasülye yemeğinde Vakfıkebir tereyağı kullanılmış ve ortaya nefis bir lezzet çıkmış, İstanbul’da birkaç şubesi bulunan Fasuli kurufasülyeyi bu şekilde pişiriyor. Bizim dışımızda Yunanlılarda kurufasülyeyi çok yiyen milletlerden biri, yalnız onların kurufasülyesi genelde zeytinyağı ile pişmiş ve pilaki kıvamında bir kurufasülye.

Erzincanlı Ali Baba’da kurufasülye yanında turşuyu ve yoğurdu tavsiye ederim, her ikisinin de lezzeti gayet iyi, turşu ev turşusu tadında. Kurufasülye yanında pilav da denedik ama pilavın tadı vasattı.

Erzincanlı Ali Baba’dan çıkınca yapılacak en güzel şeylerden biri İstanbul’un en tarihi semtlerinde olan Süleymaniye ve Vefa’yı gezmek olacaktır, bu gezi sırasında pekçok eski yapıya rastlıyacaksınız.


Erzincanlı Ali Baba’da fiyatlar çok makul. Ekonomik kriz sonrası kurufasülyenin porsiyonunu 2.5TL’ye düşürmüşler; turşu, pilav ve yoğurt ta aynı fiyata sahip.

Adres: Prof. Sıddık Sami Onar Caddesi No.11 (Süleymaniye camisi karşısı) Süleymaniye İstanbul
Telefon: 0212 513 62 19
Internet sitesi: http://kurufasulyeci.com/


>Erzincanli Ali Baba

>

İstanbul’da Süleymaniye’nin kurufasülyecileri meşhurdur. Tam Süleymaniye Camisinin karşısında 4-5 tane kurufasülyeci var, bunlardan gerçekten güzel kurufasülye yapanları hemen başta olan Kurucu Ali Baba Kanaat Lokantası ve Erzincanlı Ali Baba. Çoğunluk Ali Baba Kanaat Lokantasının kurufasülyesini daha çok beğeniyor. Ali Baba Kanaat Lokantasının sahipleri Üsküdar’daki meşhur Kanaat Lokantasından ayrılıp burayı kurmuşlar. Ben yakın zamanda gittiğim diğer kurufasülyeci Erzincanlı Ali Baba hakkında yazacağım.

Erzincanlı Ali Baba’nın sahibi Adnan Güzel Bey lokantacılığı babasından devralmış. Süleymaniye’deki yeri 1999’da açmış. Burada aynı zamanda sulu ev yemekleri de var. Ama tabii en çok talep gören yemekleri kurufasülye. Kullanılan kurufasülye dermason tipi 11 milimetrelik kurufasülye. Yağ olarak ise ayçiçek yağı kullanılıyor. Kurufasülyenin lezzetinin sırrı bakır kazanda kömür ateşinde pişmesi ve servis edilmeden önce dinlendirilmesi. Bu işlemin sonucunda lezzetli ve evde pişen kurufasülyeyi andıran bir kurufasülye ortaya çıkıyor.

Kurufasülye her ne kadar milli yemeğimiz olarak görülen bir yemek olsa da aslında Türkiye’de tarihi çok eski değil, şu an yediğimiz fasülye çeşitlerinin tamamı Amerika’nın keşfi sonrasında Kristof Kolomb tarafından Amerika’dan getirilmiş. Biz kurufasülyeyi salça, et ve tereyağı ile buluşturarak nefis ve besleyici bir yemek yaratmışız ve bu yemeği milli yemeğimiz yapmışız. Karadeniz bölgesinde ise kurufasülye yemeğinde Vakfıkebir tereyağı kullanılmış ve ortaya nefis bir lezzet çıkmış, İstanbul’da birkaç şubesi bulunan Fasuli kurufasülyeyi bu şekilde pişiriyor. Bizim dışımızda Yunanlılarda kurufasülyeyi çok yiyen milletlerden biri, yalnız onların kurufasülyesi genelde zeytinyağı ile pişmiş ve pilaki kıvamında bir kurufasülye.

Erzincanlı Ali Baba’da kurufasülye yanında turşuyu ve yoğurdu tavsiye ederim, her ikisinin de lezzeti gayet iyi, turşu ev turşusu tadında. Kurufasülye yanında pilav da denedik ama pilavın tadı vasattı.

Erzincanlı Ali Baba’dan çıkınca yapılacak en güzel şeylerden biri İstanbul’un en tarihi semtlerinde olan Süleymaniye ve Vefa’yı gezmek olacaktır, bu gezi sırasında pekçok eski yapıya rastlıyacaksınız.


Erzincanlı Ali Baba’da fiyatlar çok makul. Ekonomik kriz sonrası kurufasülyenin porsiyonunu 2.5TL’ye düşürmüşler; turşu, pilav ve yoğurt ta aynı fiyata sahip.

Adres: Prof. Sıddık Sami Onar Caddesi No.11 (Süleymaniye camisi karşısı) Süleymaniye İstanbul
Telefon: 0212 513 62 19
Internet sitesi: http://kurufasulyeci.com/


Cigerparem

Ciğerparem Mecidiyeköy’de hizmet veren bir ciğerci. Tarz olarak Canım Ciğerim ya da Ciğerci Hulusi‘ye benziyor. Ciğerparem ilk olarak 1995 yılında Yıldız Teknik Üniversite’sinin yanında hizmet vermeye başlamış, daha sonra ise Mecidiyeköy’deki yerlerine taşınmışlar.

Ciğerparem Mecidiyeköy merkezde Eski Osmanlı Sokak’ta (Murat Muhallebi arkasındaki sokak). Burada da ciğercilerde olduğu gibi yemek tahta kürsü masalarda yeniyor ve kağıdın üzerinde servis ediliyor.
Ciğer bizde özellikle iki bölgede yaygın olarak tüketilen bir yiyecek. Güneydoğu Anadolu’da ciğer özellikle kahvaltıda çok tüketiliyor. Burada yaygın usul ciğeri şişe geçirip mangalde pişirme ve lavaşın içine yeşillikler ve soğan koyarak dürüm yaparak yemek. Adana’da da ciğer çok yaygın, en iyisi de ciğere ‘ciyer’ diyen ayaküstü yerlerde yeniyor. Ciğerin diğer bir yaygın olduğu yer Trakya, özellikle de Edirne. Burada da yaygın usul ciğeri yağda kızartarak yeme.
Türkiye dışında Batı dünyasında ciğer yeniyor ama çok yenen bir yiyecek değil. Bunun temel sebebi ciğerin çok sık (haftada bir kereden sık) yenirse sağlıksız olduğu inancı var. Ciğer bol miktarda A vitamini içermesi ve insan vücudunun A vitaminin fazlasını atmayıp tutması sebebiyle haftada birden fazla ciğer yemek tavsiye edilmiyor, hamile bayanlara ise hiç tavsiye edilmiyor.

Ciğerparem’de et yanında meze olarak ezme, közlenmiş soğan ve biber, salata ve yeşillikler geliyor. Ben gittiğim zaman çöpşiş ve ciğerin tadına baktım. Her iki ette bana orta lezzette geldi, ciğer çok kuruydu çöpşişin eti ise biraz sertti. Yemeklerde daha çok hoşuma giden mezeler oldu. Ciğerparem’de et ve ciğer dışında tavuk şiş ve Adana da var.

Mezelerin içinde özellikle ençok beğendiğim ezme oldu, taze domatesten içine az kimyon, sumak ve soğan eklenerek yapılmış.

Ciğerparem’de fiyatlar oldukça makul. Çöpşiş ya da ciğerin porsiyonu 12TL, tüm mezeler etin yanında ücretsiz geliyor.

Adres: Eski Osmanlı Sokak No.12 Mecidiyeköy İstanbul
Telefon: 0212 274 34 64
Internet sitesi: http://www.cigerparem.com.tr/


>Cigerparem

>Ciğerparem Mecidiyeköy’de hizmet veren bir ciğerci. Tarz olarak Canım Ciğerim ya da Ciğerci Hulusi‘ye benziyor. Ciğerparem ilk olarak 1995 yılında Yıldız Teknik Üniversite’sinin yanında hizmet vermeye başlamış, daha sonra ise Mecidiyeköy’deki yerlerine taşınmışlar.

Ciğerparem Mecidiyeköy merkezde Eski Osmanlı Sokak’ta (Murat Muhallebi arkasındaki sokak). Burada da ciğercilerde olduğu gibi yemek tahta kürsü masalarda yeniyor ve kağıdın üzerinde servis ediliyor.
Ciğer bizde özellikle iki bölgede yaygın olarak tüketilen bir yiyecek. Güneydoğu Anadolu’da ciğer özellikle kahvaltıda çok tüketiliyor. Burada yaygın usul ciğeri şişe geçirip mangalde pişirme ve lavaşın içine yeşillikler ve soğan koyarak dürüm yaparak yemek. Adana’da da ciğer çok yaygın, en iyisi de ciğere ‘ciyer’ diyen ayaküstü yerlerde yeniyor. Ciğerin diğer bir yaygın olduğu yer Trakya, özellikle de Edirne. Burada da yaygın usul ciğeri yağda kızartarak yeme.
Türkiye dışında Batı dünyasında ciğer yeniyor ama çok yenen bir yiyecek değil. Bunun temel sebebi ciğerin çok sık (haftada bir kereden sık) yenirse sağlıksız olduğu inancı var. Ciğer bol miktarda A vitamini içermesi ve insan vücudunun A vitaminin fazlasını atmayıp tutması sebebiyle haftada birden fazla ciğer yemek tavsiye edilmiyor, hamile bayanlara ise hiç tavsiye edilmiyor.

Ciğerparem’de et yanında meze olarak ezme, közlenmiş soğan ve biber, salata ve yeşillikler geliyor. Ben gittiğim zaman çöpşiş ve ciğerin tadına baktım. Her iki ette bana orta lezzette geldi, ciğer çok kuruydu çöpşişin eti ise biraz sertti. Yemeklerde daha çok hoşuma giden mezeler oldu. Ciğerparem’de et ve ciğer dışında tavuk şiş ve Adana da var.

Mezelerin içinde özellikle ençok beğendiğim ezme oldu, taze domatesten içine az kimyon, sumak ve soğan eklenerek yapılmış.

Ciğerparem’de fiyatlar oldukça makul. Çöpşiş ya da ciğerin porsiyonu 12TL, tüm mezeler etin yanında ücretsiz geliyor.

Adres: Eski Osmanlı Sokak No.12 Mecidiyeköy İstanbul
Telefon: 0212 274 34 64
Internet sitesi: http://www.cigerparem.com.tr/


Van Kahvalti Sofrasi

Van Kahvaltı Sofrası Aksaray ve Samatya’da 2 şubede hizmet veriyor, sabah saat 6’dan akşam 7’ye kadar Van kahvaltısı sunuyor. Aksaray’daki yer Büyükşehir Belediye’sinin arkasında. Van Kahvaltı Sofrası’nın diğer Van kahvaltı salonlarından 2 farkı var: Birincisi 2003 yılında açılmış olması ve İstanbul’da açılan ilk Van kahvaltı sofrası olması. İkincisi kaymak, peynirler ve bal gibi kahvaltının ana öğelerini Van Kahvaltı Sofrası’nın dışarıdan almıyor ve kendisi üretiyor olması. Bunun sonuçlarından biri ise yediğiniz hemen herşeyin kalitesinin iyi olması ve lezzetli olması. Yalnız ayrıca belirtmek lazım sadece kendi ürettikleri değil diğer yediğimiz şeyler de (örneğin zeytinler ve domates salatalık) gayet özenle seçilmiş ve lezzetli.

Türkiyeliler olarak gurur duymamız gereken şeylerden biri de kahvaltımız. Yöreden yöreye farklılık gösteren oldukça zevkli bir kahvaltı geleneğimiz var. Standart Türk kahvaltısı deyince akla gelen malzemeler çay, peynirler, zeytin, ekmek, kızarmış sucuk, yumurta (haşlanmış, yağda kızarmış olabilir), domates, salatalık ve simit (pohaça ya da açma da olabilir) ya da ekmek. Bazı yörelerimizde sabahleyin çorba içmek de yaygındır, örneğin Antep’te sadece sabahları beyran yapan yerler vardır. Bu nefis ve etli çorba biraz ağır olduğu için sabahları içiliyor, akşama kadar hazmedilip ağırlık yapmasın diye. Ege’de kahvaltıya otlar, bazen de bazlama, gözleme ya da meyveler girer. Tatar olan rahmetli babaannem bazen bize kahvaltıda çılbır yapardı (yumurta kırılıp kaynar suda haşlandıktan sonra sarımsaklı yoğurdun üstüne konuyor, onun üzerine de tereyağlı biberli bir sos dökülüyor).
Buna karşılık yurtdışında kahvaltıda peynir yiyen millet bizden başka yok, tek istisna Yunanlılar. Afrika ve Uzak Doğu’da peynir bilinmiyor ya da lüks tüketim malzemesi muamelesi görüyor (Uzak Doğu’da fasulyeden yapılma ve peynire benzer tofu bolca tüketiliyor). Amerikalılar pancake’lerinin üzerine şurup döküyorlar ve margarin karıştırıyorlar; yanında ise kahve içiyorlar. Fransızların tipik kahvaltısı kruvasan (croissant) ve kahve. İngilizler malum sabah haşlanmış fasulye ve yanında sosis ya da jambon yiyorlar. Japonlar pirinç, tofu çorbası ve haşlanmış balık yiyor. Tayland’a turist olarak gittiğimiz zaman yanımızda Antepli birisi vardı. Oralardaki kahvaltıdan o kadar bıkmış ki yanında bir bavul dolusu peynir, zeytin, kaymak, sucuk, pastırma ve ekmek gibi kahvaltılık malzeme ile geziyordu, bir sabah sağolsun hepimizi Türk kahvaltısına davet etti. Oralarda adet sabah kahvaltıda pilav ya da noodle yemek, kardeşimiz bunlardan kaçmak için kahvaltısını binlerce kilometre ötede yanında taşıyordu.
Van kahvaltısı da yakın zamanda meşhur olmuş kahvaltılardan biri. Sebebi Van’da doğal olarak yetişen ve pek lezzetli olan kahvaltılık pekçok ürünün (bal, peynir, kaymak, tereyağı vb.) bulunması ve bazı kişilerin bu ürünleri Van kahvaltısı olarak sunmayı düşünmeleri.

Van Kahvatı Sofrasında kahvaltı için pekçok seçenek var. Biz menüden Van Kahvaltı Sofrası Special aldık. Bu seçenek 25TL ve iki kişinin doyması için fazlasıyla yeterli.

Kahvaltımızda balkaymak, 4 çeşit peynir, siyah ve yeşil zeytin, kavut, murtuğa, domates ve salatalık, tereyağı, cacık ve kavurmalı yumurta vardı. Ayrıca kahvaltı yanında ekmek olarak az miktarda kete ve bolca pide vardı.

Bal kaymak Van Kahvaltı Sofrası’nın kendi üretimi, Sarıyer’den manda sütünü alıp kendileri kaymağı üretiyorlarmış. Benzer şekilde bal da Van’da bir sene kadar önce Van’da aldıkları arı çiftliğinde kendi üretimleri olan bir bal.

Van Kahvaltı Sofrası’nda tüm peynirler kendi üretimleri ve koyun sütünden yapıyorlar. Zaten geleneksel peynir üretimimizde peynirler koyun sütünden yapılıyor, peynirde inek sütü kullanmak son 50 yılda çıkan birşey. Bunun bir istisnası herzaman inek sütünden üretilen Kars gravyeri ancak bu peynir cinsi Van Kahvaltı Sofrası’nda yok. Van Kahvaltı Sofrası’nda örgü peyniri, otlu peynir, tulum peynir ve cinsini bilmediğim bir peynir cinsi daha var. Tüm peynirler lezzetli, sadece otlu peyniri yağı az olduğu için daha az lezzetli buluyoruz.

Cacık benim sofrada en lezzetli bulduğum şeylerden biri. Cacık sütün yağı alındıktan sonra yağsız kalan lordan yapılıyor, içine lezzet katmak için tereyağı, tereotu, salatalık ve sarımsak katılıyor. Cacıkta süzme yoğurttan yapılmış kıvamı var ve lezzetli.

Murtağa un yumurta ve yağ ile yapılıyor. Un yağda iyice kavruluyor, pembeleştikten sonra çırpılan yumurta üzerine dökülüp kavruluyor. Un ve yumurta ile yapılan tipik Doğu yemeklerinden biri, ilk defa murtağa yedim ve lezzet olarak fena bulmadım.

Kavut süte bandırılan buğday, mısır unu ve tereyağı ile yapılıyor. Kahvaltıda üzerine bal ya da reçel dökülerek yeniyor. Yine ilk defa Van Kahvaltı Sofrası’nda kavut yedim, lezzet olarak bana sıradan geldi.

Van Kahvaltı Sofrası’nda yediğimiz diğer şeylerde özenli ve lezzetliydi. Özellikle kavurmalı yumurtaya ve zeytinlerine bayıldım. Van Kahvaltı Sofrası’nda fiyatlar oldukça makul. Kişi başına 6-15TL gibi bir ücretle doymak ve gayet lezzetli yemekler yemek mümkün.

Adres 1: Atatürk Bulvarı No.168/2 (Büyükşehir Belediyesi arkası. Unkapanı’ndan Aksaray’a doğru giderken, bisikletçilerin olduğu altgeçitten hemen sonra solda kalıyor) Aksaray İstanbul

Telefon1: 0212 522 08 59
Adres2: Kapı İlyas Mah. Venedik Cad. Mihri Hatun Sok. No.7 Samatya İstanbul
Telefon2: 0212 589 89 65
Internet adresi: http://vankahvaltisofrasi.com.tr/