Pide Ban Karadeniz Pidesi

Sarıyer’de 3 şubesi olan Pide Ban Karadeniz Pidecisi İstanbul’da sadece civarında oturanların ve güzel Karadeniz pidesinin kıymetini bilenlerin bildiği bir yerdi, ta ki Vedat Milör bir programında burayı tanıtıncaya kadar. Meşhur olan pekçok yer daha sonra fiyatlarını yükseltip kalitelerini düşürüyor, umarım burada da aynı şey olmaz. Pide Ban gerçekten çok lezzetli bir yer. Şubesi Sarıyer Çayırbaşı’nda sahilyolu üzerinde bir benzincinin arkasında saklanıyor. Bu salaş mekan gelenlere İstanbul’un en güzel Karadeniz pidelerinden birini sunuyor.

Pide Ban’ın içerisi de bir antikacı dükkanı gibi. Eski radyolar, fenerler ve tavanda imzalı Süperlig formaları ile değişik bir dekorasyon yapılmış.

Pide Ban’da pideler aşağıda resmini gördüğünüz fırında odun ateşinde pişiyor. Fırında çalışan 3 ustanın biri pideleri açıp içini koyuyor, bir tanesi pideleri fırına atıyor. Ayakta olan kişinin işi ise fırından çıkan pidelere nefis Vakfıkebir tereyağını sürmek, tabii bu tereyağının pidenin lezzetini artırmakta çok büyük etkisi var. Ustalarla sohbetimde Giresun’lu olduklarını söylediler.

Pide Ban’da turşu kendi imalatları çok güzel bir turşu. Ayrıca ayran da kendi imalatları, tavsiye edilir, hazır yoğurt yerine koruyucu madde koyulmadan yapılmış tabii yoğurt tadı alıyor insan.

Pide Ban’da klasik pide çeşitleri var: kıymalı, peynirli, yağlı, kavurmalı, sucuklu, pastırmalı vs. Ben bu sefer kavurmalı kaşarlı pidelerini denedim. Kavurma da kendi imalatları imiş, az yağlı bir kavurma. Pide Ban’da benim en çok hoşuma giden pide hamurunun kıvamı ve tadı. Pide ince ve hafif çıtır bir pide. Bazı yerler fırında pişerken hafif yanmış ve bu pidenin lezzetini artırıyor. İşin en güzel taraflarından biri de bu pideyi yediğiniz zaman doyuyorsunuz ama şişkinlik yapmıyor.

Pide Ban’ın fiyatları hala esnaf lokantası seviyesinde. 10-15TL bir ücret karşılığı pidenizi yiyip ayranınızı içip kendinize küçük bir ziyafet çekebilirsiniz.

Adres (merkez): Dereboyu Caddesi No. 23 Sarıyer İstanbul
Tel: 0212 2424239
Şube: Nalbantçeşme Sok. No. 3 Maden Sarıyer İstanbul
Tel: 0212 2426949
Şube (Çayırbaşı): Bahçeköy Caddesi No.1 Çayırbaşı Sarıyer İstanbul
Tel: 0212 2421946
Internet sitesi: http://www.pideban.com.tr/
Reklamlar

Pide Ban Karadeniz Pidesi

Sarıyer’de 3 şubesi olan Pide Ban Karadeniz Pidecisi İstanbul’da sadece civarında oturanların ve güzel Karadeniz pidesinin kıymetini bilenlerin bildiği bir yerdi, ta ki Vedat Milör bir programında burayı tanıtıncaya kadar. Meşhur olan pekçok yer daha sonra fiyatlarını yükseltip kalitelerini düşürüyor, umarım burada da aynı şey olmaz. Pide Ban gerçekten çok lezzetli bir yer. Şubesi Sarıyer Çayırbaşı’nda sahilyolu üzerinde bir benzincinin arkasında saklanıyor. Bu salaş mekan gelenlere İstanbul’un en güzel Karadeniz pidelerinden birini sunuyor.

Pide Ban’ın içerisi de bir antikacı dükkanı gibi. Eski radyolar, fenerler ve tavanda imzalı Süperlig formaları ile değişik bir dekorasyon yapılmış.

Pide Ban’da pideler aşağıda resmini gördüğünüz fırında odun ateşinde pişiyor. Fırında çalışan 3 ustanın biri pideleri açıp içini koyuyor, bir tanesi pideleri fırına atıyor. Ayakta olan kişinin işi ise fırından çıkan pidelere nefis Vakfıkebir tereyağını sürmek, tabii bu tereyağının pidenin lezzetini artırmakta çok büyük etkisi var. Ustalarla sohbetimde Giresun’lu olduklarını söylediler.

Pide Ban’da turşu kendi imalatları çok güzel bir turşu. Ayrıca ayran da kendi imalatları, tavsiye edilir, hazır yoğurt yerine koruyucu madde koyulmadan yapılmış tabii yoğurt tadı alıyor insan.

Pide Ban’da klasik pide çeşitleri var: kıymalı, peynirli, yağlı, kavurmalı, sucuklu, pastırmalı vs. Ben bu sefer kavurmalı kaşarlı pidelerini denedim. Kavurma da kendi imalatları imiş, az yağlı bir kavurma. Pide Ban’da benim en çok hoşuma giden pide hamurunun kıvamı ve tadı. Pide ince ve hafif çıtır bir pide. Bazı yerler fırında pişerken hafif yanmış ve bu pidenin lezzetini artırıyor. İşin en güzel taraflarından biri de bu pideyi yediğiniz zaman doyuyorsunuz ama şişkinlik yapmıyor.

Pide Ban’ın fiyatları hala esnaf lokantası seviyesinde. 10-15TL bir ücret karşılığı pidenizi yiyip ayranınızı içip kendinize küçük bir ziyafet çekebilirsiniz.

Adres (merkez): Dereboyu Caddesi No. 23 Sarıyer İstanbul
Tel: 0212 2424239
Şube: Nalbantçeşme Sok. No. 3 Maden Sarıyer İstanbul
Tel: 0212 2426949
Şube (Çayırbaşı): Bahçeköy Caddesi No.1 Çayırbaşı Sarıyer İstanbul
Tel: 0212 2421946
Internet sitesi: http://www.pideban.com.tr/

Lades Restaurant

Lades Beyoğlu’nda Sadri Alışık sokakta bilen gider tarzı bir esnaf lokantası. Kanımca Beyoğlu’nda klasik Türk yemekleri yemek istiyorsanız gidilecek adres Lades’tir, senelerdir lezzet konusunda burada hayal kırıklığına uğramadım. Aynı sokağın Ağa Camii tarafında Hacı Abdullah var, İstiklal Caddesinin diğer tarafında Lades, bana göre ikisi de benzer kulvarlarda olan lokantalar. Farkı Hacı Abdullah’ın daha turistik olması ve reklamının yapılıyor olması, Lades ise 10 yıldan daha uzun zamandır mütevazi olarak kendi müşteri grubunu oluşturdu.

Lades’i pekçok kişi menemeni ve tavada sucuklu ya da pastırmalı yumurtaları ile tanıyor. Benim bahsettiğim Lades bu tavada yumurta yapan yerin tam karşısında klasik Türk yemekleri yapan bir yer. İçerisi esnaf lokantasından biraz daha özenli, masaların beyaz kumaş örtü ile kaplı. Ayrıca her daim isterseniz beyaz isterseniz kepekli ekmek bulunur. Müşteri kitlesi genelde civar esnafından çok Cihangir ve Galata civarında oturan yabancılar, film yıldızları ve güzel Türk yemeği seven kişiler. Fiyatlarda biraz ona göre çorbalar 4TL, et yemekleri 13-14TL, sebze yemekleri ve zeytinyağlılar 6-7TL, kompostolar 5TL.

Lades’te yemekler günlük olarak değişiyor, esnaf lokantalarında adet olduğu üzere tezgaha giderek gözünüzle yiyeceğinizi seçiyorsunuz. Pazartesi ve perşembe günleri döner çıkıyor, dönerin çok güzel olduğunu duydum ama henüz deneme şansım olmadı. Onun dışında günlük olarak çorbalardan pazı, tarhana, et yemeklerinden kuzu incik, beğendili kebap, orman kebabı, mevsimine uygun sebze yemekleri ve komposto ve tatlılar var.

Ben bu sefer önden az bamya ve ardından talaş böreği aldım. Zeytinyağlı bamya güzel, talaş böreğine ise bayıldım. Bu kadar lezzetlisini daha önce bir tek Konyalı’da yemiştim.

Lades’te eşim ve benim en beğendiğimiz şeylerden biri kompostoları. Elmalı, ayvalı, kayısılı, vişneli, şeftalili ve karışık kompostoları var ve pilav ya da böreğin yanında enfes gidiyor.


Lades pazar günleri hariç öğlen ve akşam saatlerinde açık.

Adres: Sadri Alışık Sok. No. 14 Beyoğlu İstanbul
Telefon: 0212 2513203

Lades Restaurant

Lades Beyoğlu’nda Sadri Alışık sokakta bilen gider tarzı bir esnaf lokantası. Kanımca Beyoğlu’nda klasik Türk yemekleri yemek istiyorsanız gidilecek adres Lades’tir, senelerdir lezzet konusunda burada hayal kırıklığına uğramadım. Aynı sokağın Ağa Camii tarafında Hacı Abdullah var, İstiklal Caddesinin diğer tarafında Lades, bana göre ikisi de benzer kulvarlarda olan lokantalar. Farkı Hacı Abdullah’ın daha turistik olması ve reklamının yapılıyor olması, Lades ise 10 yıldan daha uzun zamandır mütevazi olarak kendi müşteri grubunu oluşturdu.

Lades’i pekçok kişi menemeni ve tavada sucuklu ya da pastırmalı yumurtaları ile tanıyor. Benim bahsettiğim Lades bu tavada yumurta yapan yerin tam karşısında klasik Türk yemekleri yapan bir yer. İçerisi esnaf lokantasından biraz daha özenli, masaların beyaz kumaş örtü ile kaplı. Ayrıca her daim isterseniz beyaz isterseniz kepekli ekmek bulunur. Müşteri kitlesi genelde civar esnafından çok Cihangir ve Galata civarında oturan yabancılar, film yıldızları ve güzel Türk yemeği seven kişiler. Fiyatlarda biraz ona göre çorbalar 4TL, et yemekleri 13-14TL, sebze yemekleri ve zeytinyağlılar 6-7TL, kompostolar 5TL.

Lades’te yemekler günlük olarak değişiyor, esnaf lokantalarında adet olduğu üzere tezgaha giderek gözünüzle yiyeceğinizi seçiyorsunuz. Pazartesi ve perşembe günleri döner çıkıyor, dönerin çok güzel olduğunu duydum ama henüz deneme şansım olmadı. Onun dışında günlük olarak çorbalardan pazı, tarhana, et yemeklerinden kuzu incik, beğendili kebap, orman kebabı, mevsimine uygun sebze yemekleri ve komposto ve tatlılar var.

Ben bu sefer önden az bamya ve ardından talaş böreği aldım. Zeytinyağlı bamya güzel, talaş böreğine ise bayıldım. Bu kadar lezzetlisini daha önce bir tek Konyalı’da yemiştim.

Lades’te eşim ve benim en beğendiğimiz şeylerden biri kompostoları. Elmalı, ayvalı, kayısılı, vişneli, şeftalili ve karışık kompostoları var ve pilav ya da böreğin yanında enfes gidiyor.


Lades pazar günleri hariç öğlen ve akşam saatlerinde açık.

Adres: Sadri Alışık Sok. No. 14 Beyoğlu İstanbul
Telefon: 0212 2513203

Lubnan mutfagi

Lübnan mutfağı benim her zaman favori mutfaklarımdan biri olmuştur. Hem Türk mutfağına yakınlığı hem de Arap, Fransız, Türk ve Akdeniz mutfaklarının muhteşem bir karışımı olması bu sevgimi destekliyordu. Bir ülke düşünün ki geçmişte bu topraklarda uzun yıllar Fenikeliler, Romalılar, Yunanlılar, Araplar, Türkler ve Fransızlar yaşamış olsun. Bu çok kültürlülük ise onlarca kilometrelik Akdeniz kıyısı ve Bekaa vadisi gibi bereketli pekçok çeşit sebze ve meyvenin yetiştiği bir yerde olsun. Tüm bu bileşimler karşısında karşımıza Lübnan mutfağını çıkarıyor.

Beyrut’a yakın zamanda yaptığımız gezide bir yerde iftar menüsü aldık. Menüde olanlar humus, babaganuş, zeytinyağlı yaprak sarma, fattuş salatası (bizdeki çoban salatanın Arap versiyonu), kibbeh (bir çeşit içli köfte), fatayer (içi genelde peynirli ya da ıspanaklı olan yağda kızarmış hamur çeşidi), taze fasulye yemeği ve bamya idi. Bu yemekler Lübnan’da aşağı yukarı her lokantada standart olarak sunuluyor, gördüğünüz gibi bize oldukça yakın yemekler. Ana yemek olarak ise pilav üzerine özel soslu balık vardı. Pilav Arap usulü bol baharatlı ve fıstıklı idi balık ise Fransız usulü bir sosla süslenmişti.

Lübnan mutfağının tipik özelliği ne deseniz tüm yemek ve salatalarda bolca kullanılan ekşi tatlar derim. Meze ve yemeklerin çoğuna ekşi tat katmak için limon, sumak ve nar ekşisi bolca katılıyor. Ayrıca Lübnan mutfağı demek meze demek, yemeklerden önce bol bol meze yeniyor. Bizde olan kebapların çoğunluğu Lübnan mutfağında da var ama önerim etten daha çok mezelere ve balığa yönelmeniz. Kebapları bizim kadar lezzetli değil. Bu kısmen bir Arap adeti olarak et iyice pişsin kanlı kısım kalmasın diye kebapları yakarcasına pişirmelerinden kısmen de sanıyorum bizde olan ve kebaba çok yakışan koyun türlerinin burada olmamasından kaynaklanıyor.

Lübnan’da Ermeni nüfus oldukça var. Gittiğimiz bazı lokantalar, arabasına bindiğimiz bazı taksiciler Ermeni idi ve içlerinde Türkçe konuşanlar var. Gittiğimiz bir başka lokantada lahmacun, humus, muhammara, fattuş salatası aldık. Lahmacun buraların yemeği (sanırım Suriye kökenli) ve Arapça etli ekmek anlamına geliyor. Yediğimiz tam bizdeki Antep usulü lahmacun idi, soğansız bol maydanoz ve kıyma ile hazırlanmıştı, oldukça lezzetliydi.

Ana yemek olarak bastırma ve soudjuk (bildiğimiz pastırma ve sucuk aldık). Bu lezzetler Ermeniler ile birlikte Lübnan’a Anadolu’dan gelmiş, tatları ve baharat karışımları bildiğimiz sucuk ve pastırmanın aynısı. Tek farkı fiyatı. Fiyat olarak Türkiye’den daha ucuzlar, zaten dönmeden önce bir markete uğrayarak eve götürmek için bir miktar pastırma aldık.

Tatlılar yine bizim tatlılara çok benzer, pek çoğunun ismi bile aynı fakat tadında ufak farklılıklar var. Beyrut’ta uğradığımız ismini hatırlamadığım meşhur bir tatlıcılarında birkaç tatlının tadına baktık. Baklava aynı isimle geçiyor, yalnız boyut olarak bizimkine göre çok ufak ve gördüğüm kadarıyla hep ceviz kullanılarak yapılmış, fıstıklı olanını görmedim.

Biz tatlı tercihimizi künefe ve helvadan tarafa kullandık. Helva undan yapılmış ve üzerine şerbet, gül suyu, kaymak konulmuş bir tatlı. Üzerine en son eklenen badem ile tam ‘bomba’ oluyor. Künefe ise bizim bildiğimiz künefeye görünüş olarak benzese bile tat olarak farklı. Peyniri çok bol koyuyorlar tadı farklı bir peynir. Şerbet ise hiç konmuyor, yiyecek olan kişiye bir pipetli şişede şerbeti veriyorlar ve o kişi zevkine göre şerbeti ekliyor.


Lubnan mutfagi

Lübnan mutfağı benim her zaman favori mutfaklarımdan biri olmuştur. Hem Türk mutfağına yakınlığı hem de Arap, Fransız, Türk ve Akdeniz mutfaklarının muhteşem bir karışımı olması bu sevgimi destekliyordu. Bir ülke düşünün ki geçmişte bu topraklarda uzun yıllar Fenikeliler, Romalılar, Yunanlılar, Araplar, Türkler ve Fransızlar yaşamış olsun. Bu çok kültürlülük ise onlarca kilometrelik Akdeniz kıyısı ve Bekaa vadisi gibi bereketli pekçok çeşit sebze ve meyvenin yetiştiği bir yerde olsun. Tüm bu bileşimler karşısında karşımıza Lübnan mutfağını çıkarıyor.

Beyrut’a yakın zamanda yaptığımız gezide bir yerde iftar menüsü aldık. Menüde olanlar humus, babaganuş, zeytinyağlı yaprak sarma, fattuş salatası (bizdeki çoban salatanın Arap versiyonu), kibbeh (bir çeşit içli köfte), fatayer (içi genelde peynirli ya da ıspanaklı olan yağda kızarmış hamur çeşidi), taze fasulye yemeği ve bamya idi. Bu yemekler Lübnan’da aşağı yukarı her lokantada standart olarak sunuluyor, gördüğünüz gibi bize oldukça yakın yemekler. Ana yemek olarak ise pilav üzerine özel soslu balık vardı. Pilav Arap usulü bol baharatlı ve fıstıklı idi balık ise Fransız usulü bir sosla süslenmişti.

Lübnan mutfağının tipik özelliği ne deseniz tüm yemek ve salatalarda bolca kullanılan ekşi tatlar derim. Meze ve yemeklerin çoğuna ekşi tat katmak için limon, sumak ve nar ekşisi bolca katılıyor. Ayrıca Lübnan mutfağı demek meze demek, yemeklerden önce bol bol meze yeniyor. Bizde olan kebapların çoğunluğu Lübnan mutfağında da var ama önerim etten daha çok mezelere ve balığa yönelmeniz. Kebapları bizim kadar lezzetli değil. Bu kısmen bir Arap adeti olarak et iyice pişsin kanlı kısım kalmasın diye kebapları yakarcasına pişirmelerinden kısmen de sanıyorum bizde olan ve kebaba çok yakışan koyun türlerinin burada olmamasından kaynaklanıyor.

Lübnan’da Ermeni nüfus oldukça var. Gittiğimiz bazı lokantalar, arabasına bindiğimiz bazı taksiciler Ermeni idi ve içlerinde Türkçe konuşanlar var. Gittiğimiz bir başka lokantada lahmacun, humus, muhammara, fattuş salatası aldık. Lahmacun buraların yemeği (sanırım Suriye kökenli) ve Arapça etli ekmek anlamına geliyor. Yediğimiz tam bizdeki Antep usulü lahmacun idi, soğansız bol maydanoz ve kıyma ile hazırlanmıştı, oldukça lezzetliydi.

Ana yemek olarak bastırma ve soudjuk (bildiğimiz pastırma ve sucuk aldık). Bu lezzetler Ermeniler ile birlikte Lübnan’a Anadolu’dan gelmiş, tatları ve baharat karışımları bildiğimiz sucuk ve pastırmanın aynısı. Tek farkı fiyatı. Fiyat olarak Türkiye’den daha ucuzlar, zaten dönmeden önce bir markete uğrayarak eve götürmek için bir miktar pastırma aldık.

Tatlılar yine bizim tatlılara çok benzer, pek çoğunun ismi bile aynı fakat tadında ufak farklılıklar var. Beyrut’ta uğradığımız ismini hatırlamadığım meşhur bir tatlıcılarında birkaç tatlının tadına baktık. Baklava aynı isimle geçiyor, yalnız boyut olarak bizimkine göre çok ufak ve gördüğüm kadarıyla hep ceviz kullanılarak yapılmış, fıstıklı olanını görmedim.

Biz tatlı tercihimizi künefe ve helvadan tarafa kullandık. Helva undan yapılmış ve üzerine şerbet, gül suyu, kaymak konulmuş bir tatlı. Üzerine en son eklenen badem ile tam ‘bomba’ oluyor. Künefe ise bizim bildiğimiz künefeye görünüş olarak benzese bile tat olarak farklı. Peyniri çok bol koyuyorlar tadı farklı bir peynir. Şerbet ise hiç konmuyor, yiyecek olan kişiye bir pipetli şişede şerbeti veriyorlar ve o kişi zevkine göre şerbeti ekliyor.