Balikci Sabahattin

Balıkçı Sabahattin şöhretini çok duyup benim geç tanıştığım yerlerden biri. Yeri Ahırkapı’da Sultanahmet’in alt tarafında, Erol Taş kahvehanesine çok yakın. Sabahattin’in girişinde ve içersinde bolca sergilenen meyveler sanki şehirden uzaklaşmışşınız ve kırda bir lokantadaymışsınız izlenimi veriyor.

Baharda ve yazın yarı açık ferah bir ortamda oturuyorsunuz. Sabahattin’in yerinin Sultanahmet’e yakın olması ve turist rehberlerinde iyi balık yapan yerlerden biri olarak sıkça bahsedilmesi sebebiyle müşterileri arasında birhayli turist var.

Başlangıç olarak karışık salata, turp otu, kalamar ve fava alıyoruz. Salata harika, kullanılan malzemelerin özel seçildiği belli, çok lezzetliler. Zeytin ve yanında gelen zeytinyağı da harika. Zaten Balıkçı Sabahattin’in lezzetinin arkasında bence malzeme seçimi konusunda gösterdikleri özen yatıyor. Kumkapı Balık Hali zaten yakınında, tüm balıkları günlük olarak halden seçtiklerine eminim. Kalamar açıkçası sıradan, garsona sormuyoruz ama donmuş kalamar olabilir. Fava başarılı ama Ege’de yediğim favalarla kıyaslanınca tabii o kadar değil.

Balık olarak levrek ve mevsiminde olduğumuz için palamut alıyoruz. Diyecek birşey yok, denizden gelince ve taze olunca zaten bu balıkların lezzetsiz olması mümkün değil.

Son olarak taze karpuz ve irmik tatlısıyla tamamlıyoruz. Karpuz harika, meyve konusunda çok seçici olan küçük kızım tek başına 2 tabak karpuzu yiyor. Dondurmalı irmik tatlısı da fena değil. Açıkçası bu tatlının benzerini yapan çok yer var, Balıkçı Sabahattin’inki iyi olmasına rağmen bence örneğin Sur Ocakbaşı ya da Tavacı Recep Usta daha lezzetlisini yapıyor.
Balıkçı Sabahattin’de içki hariç kişi başi 70-80TL gibi bir hesapla çıkmak mümkün. Özenli hazırlanmış yemekleri, iyi servisi ve iyi konumu sebebiyle Balıkçı Sabahattin haklı olarak şöhret kazanmış en iyi balıkçılardan biri.
Adres: Seyit Hasan Kuyu Sok. No.1 Cankurtaran İstanbul
Tel: 0212 458 18 24


Balikci Sabahattin

Balıkçı Sabahattin şöhretini çok duyup benim geç tanıştığım yerlerden biri. Yeri Ahırkapı’da Sultanahmet’in alt tarafında, Erol Taş kahvehanesine çok yakın. Sabahattin’in girişinde ve içersinde bolca sergilenen meyveler sanki şehirden uzaklaşmışşınız ve kırda bir lokantadaymışsınız izlenimi veriyor.

Baharda ve yazın yarı açık ferah bir ortamda oturuyorsunuz. Sabahattin’in yerinin Sultanahmet’e yakın olması ve turist rehberlerinde iyi balık yapan yerlerden biri olarak sıkça bahsedilmesi sebebiyle müşterileri arasında birhayli turist var.

Başlangıç olarak karışık salata, turp otu, kalamar ve fava alıyoruz. Salata harika, kullanılan malzemelerin özel seçildiği belli, çok lezzetliler. Zeytin ve yanında gelen zeytinyağı da harika. Zaten Balıkçı Sabahattin’in lezzetinin arkasında bence malzeme seçimi konusunda gösterdikleri özen yatıyor. Kumkapı Balık Hali zaten yakınında, tüm balıkları günlük olarak halden seçtiklerine eminim. Kalamar açıkçası sıradan, garsona sormuyoruz ama donmuş kalamar olabilir. Fava başarılı ama Ege’de yediğim favalarla kıyaslanınca tabii o kadar değil.

Balık olarak levrek ve mevsiminde olduğumuz için palamut alıyoruz. Diyecek birşey yok, denizden gelince ve taze olunca zaten bu balıkların lezzetsiz olması mümkün değil.

Son olarak taze karpuz ve irmik tatlısıyla tamamlıyoruz. Karpuz harika, meyve konusunda çok seçici olan küçük kızım tek başına 2 tabak karpuzu yiyor. Dondurmalı irmik tatlısı da fena değil. Açıkçası bu tatlının benzerini yapan çok yer var, Balıkçı Sabahattin’inki iyi olmasına rağmen bence örneğin Sur Ocakbaşı ya da Tavacı Recep Usta daha lezzetlisini yapıyor.
Balıkçı Sabahattin’de içki hariç kişi başi 70-80TL gibi bir hesapla çıkmak mümkün. Özenli hazırlanmış yemekleri, iyi servisi ve iyi konumu sebebiyle Balıkçı Sabahattin haklı olarak şöhret kazanmış en iyi balıkçılardan biri.
Adres: Seyit Hasan Kuyu Sok. No.1 Cankurtaran İstanbul
Tel: 0212 458 18 24

http://maps.google.com/maps?f=q&source=s_q&hl=en&geocode=&q=bal%C4%B1kc%C4%B1+sabahatt%C4%B1n&aq=&sll=37.0625,-95.677068&sspn=37.735377,86.572266&vpsrc=0&ie=UTF8&hq=bal%C4%B1kc%C4%B1+sabahatt%C4%B1n&hnear=&radius=15000&t=m&ll=41.00467,28.980425&spn=0.140661,0.338173&z=12&iwloc=A&cid=8992012962384397555&output=embed
View Larger Map


Al-Sultan Brahim

Al-Sultan Brahim balıkta Lübnan’ın yüzakı olan yerlerden biri. İyi balık yemeği yapmanın temel sırrını keşfetmişler, restorana sadece günlük balık sokmak… Bu sayede deniz ürünleri konusunda haklı bir şöhret yakalamışlar ve Lübnan’da restoran sayılarını artırmaya başlamışlar.
Sultan İbrahim’e girince sizi çeşitli balık ve kabukluların dizili olduğu bir tezgah karşılıyor. Açıkta duran balıklara rağmen restoranda hiçbir balık kokusu yok, taze balık gerçekten kokmuyor. Kabuklu deniz ürünleri genelde akvaryumda ve canlı olarak seçiliyor.

Sultan İbrahim’de girişlerde klasik Lübnan mezeleri var, humus, abaganuş, salatalar vs. Mezeler fena değil ama Abd El Wahab ve Mounir Restaurant’tan sonra çok da cazip gelmiyor. Yaprak sarmayı çok ekşili yapıyor Lübnanlılar, bizdeki gibi baharatlar ve soğanla verilen sofistike tat yok. Biz de neredeyse her ev hanımının tadı az da olsa farklı yaprak sarması vardır.

e
Balık ise gerçekten enfes, bu kadar taze olan ve denizden çıkmış balığın lezzetli olmaması mümkün değil zaten.

Adres: Antelias Highway, Lübnan
Tel: 04 414474
Internet sitesi: http://www.al-sultanbrahim.com/
Adres (Beyrut merkez): Minet El-Hosn, Downtown, Beirut, Lebanon
Tel: 01 989989


>Al-Sultan Brahim

>

Al-Sultan Brahim balıkta Lübnan’ın yüzakı olan yerlerden biri. İyi balık yemeği yapmanın temel sırrını keşfetmişler, restorana sadece günlük balık sokmak… Bu sayede deniz ürünleri konusunda haklı bir şöhret yakalamışlar ve Lübnan’da restoran sayılarını artırmaya başlamışlar.
Sultan İbrahim’e girince sizi çeşitli balık ve kabukluların dizili olduğu bir tezgah karşılıyor. Açıkta duran balıklara rağmen restoranda hiçbir balık kokusu yok, taze balık gerçekten kokmuyor. Kabuklu deniz ürünleri genelde akvaryumda ve canlı olarak seçiliyor.

Sultan İbrahim’de girişlerde klasik Lübnan mezeleri var, humus, abaganuş, salatalar vs. Mezeler fena değil ama Abd El Wahab ve Mounir Restaurant’tan sonra çok da cazip gelmiyor. Yaprak sarmayı çok ekşili yapıyor Lübnanlılar, bizdeki gibi baharatlar ve soğanla verilen sofistike tat yok. Biz de neredeyse her ev hanımının tadı az da olsa farklı yaprak sarması vardır.

e
Balık ise gerçekten enfes, bu kadar taze olan ve denizden çıkmış balığın lezzetli olmaması mümkün değil zaten.

Adres: Antelias Highway, Lübnan
Tel: 04 414474
Internet sitesi: http://www.al-sultanbrahim.com/
Adres (Beyrut merkez): Minet El-Hosn, Downtown, Beirut, Lebanon
Tel: 01 989989


Chez Maguy

Lübnan gezimizde ilk gittiğimiz yerlerden biri Lübnan’ın en iyi balık lokantalarından biri olan Chez Maguy oldu. Burası Beyrut’un arabayla 45 dakika kadar kuzeyinde Batroun adında Unesco koruması altında olan bir balıkçı kasabasında. Kasaba tarihi taş evleri ve dar sokaklarıyla Batroun gerçekten görmeye değer bir yer. Chez Maguy’u ise bulmak çok zor, bu kasabada deniz kıyısında olduğunu biliyoruz ama dar sokaklarda yerini bulmak çok zor. Sonunda çarşıda birisi adresi bildiğini söylüyor ve arabamıza binip bizi Chez Maguy’a götürüyor.

Chez Maguy deniz kıyısında kayalar üzerine inşa edilmiş oldukça salaş bir yer, burasının bu kadar meşhur olması insana biraz garip geliyor, ama burada Anthony Bourdain ve Vedat Milor program çekimlerini yapıp yemeklere bayıldılar. Burasını Maggie (Maguy) isimli Lübnan’lı bir bayan işletiyor. Kendisi 15 yıl önce kocası vefat edince burayı açmış. Deniz ürünlerini çok sevdiğini ve zaman zaman kendisinin balığa çıktığını söylüyor. Örneğin bize verdiği karidesleri restoranın hemen yakınında denizden kendi çıkarmış.

Lübnan mutfağı bana hep İtalyan mutfağını çağrıştırıyor. Her ikisinin de Akdenizli olmasının yanında iki mutfakta da temel prensip en güzel ve taze ürünleri bulup bu ürünlerin doğal tatlarını bastırmayacak şekilde pişirip (ya da pişirmeden) sunmak. Öncelikle ikram olarak kabak çekirdeği ve zeytinyağı ve limon soslu havuç dilimleri geliyor. Çok basit ama çok lezzetli ikramlar, doğal ve en lezzetli kabak çekirdeği ve havuç bulunmuş ve sofraya konmuş.

Biz yiyeceğimiz balığı seçip gerisi Maggie’ye bırakıyoruz. Önden bize çiğ ton balığı yolluyor. İçinde az miktarda susam yağı, zencefil ve limon suyu var. Yalın ve doğal bir lezzet.

Ardından salata ile birlikte ızgarada pişmiş jumbo karidesler geliyor. Karidesler daha bu sabah yakalanmış, içleri buram buram deniz kokuyor. Bizim de Akdeniz’e kıyımız olmasına rağmen bu irilikte karidesi Türkiye bulmak mümkün değil.

Ardından kalamarımız geliyor. İçlerindeki suyu hiç kaybetmeden pişirilmiş, nefisler.

Son olarak sipariş ettiğimiz balıklar geliyor. Bir tanesi tavada kızartılmış ismini bilmediğim portakal rengi bir balık. Balığın yanında yine yaüda kızartılmış Lübnan ekmeği veriyorlar. Balık lezzetli, ama benim genel tercihim daha yağlı balıklardan yana.

Maggie Arapça ve Fransızca konuşuyor. Konuşurken bu bayana hemen içiniz ısınıyor. Eşim balık yemeklerinden sonra Türkiye’de adetin helva yemek olduğunu söyleyip Maggie’ye fırında helva tarifi veriyor ve yemeklerden sonra bunu müşterilerine vermesini öneriyor. Helva Lübnan’da da yaygın olarak yeniliyor, kolaylıkla yapılabilecek bir tatlı.

Chez Maguy’da fiyatlar hesaplı. Bu ziyafet ve içeceklere toplamda kişi başı 60TL gibi bir ücret ödüyoruz.
Adres: Makaad El Mir Batroun Lübnan
Tel: 03 439 147


>Chez Maguy

>Lübnan gezimizde ilk gittiğimiz yerlerden biri Lübnan’ın en iyi balık lokantalarından biri olan Chez Maguy oldu. Burası Beyrut’un arabayla 45 dakika kadar kuzeyinde Batroun adında Unesco koruması altında olan bir balıkçı kasabasında. Kasaba tarihi taş evleri ve dar sokaklarıyla Batroun gerçekten görmeye değer bir yer. Chez Maguy’u ise bulmak çok zor, bu kasabada deniz kıyısında olduğunu biliyoruz ama dar sokaklarda yerini bulmak çok zor. Sonunda çarşıda birisi adresi bildiğini söylüyor ve arabamıza binip bizi Chez Maguy’a götürüyor.

Chez Maguy deniz kıyısında kayalar üzerine inşa edilmiş oldukça salaş bir yer, burasının bu kadar meşhur olması insana biraz garip geliyor, ama burada Anthony Bourdain ve Vedat Milor program çekimlerini yapıp yemeklere bayıldılar. Burasını Maggie (Maguy) isimli Lübnan’lı bir bayan işletiyor. Kendisi 15 yıl önce kocası vefat edince burayı açmış. Deniz ürünlerini çok sevdiğini ve zaman zaman kendisinin balığa çıktığını söylüyor. Örneğin bize verdiği karidesleri restoranın hemen yakınında denizden kendi çıkarmış.

Lübnan mutfağı bana hep İtalyan mutfağını çağrıştırıyor. Her ikisinin de Akdenizli olmasının yanında iki mutfakta da temel prensip en güzel ve taze ürünleri bulup bu ürünlerin doğal tatlarını bastırmayacak şekilde pişirip (ya da pişirmeden) sunmak. Öncelikle ikram olarak kabak çekirdeği ve zeytinyağı ve limon soslu havuç dilimleri geliyor. Çok basit ama çok lezzetli ikramlar, doğal ve en lezzetli kabak çekirdeği ve havuç bulunmuş ve sofraya konmuş.

Biz yiyeceğimiz balığı seçip gerisi Maggie’ye bırakıyoruz. Önden bize çiğ ton balığı yolluyor. İçinde az miktarda susam yağı, zencefil ve limon suyu var. Yalın ve doğal bir lezzet.

Ardından salata ile birlikte ızgarada pişmiş jumbo karidesler geliyor. Karidesler daha bu sabah yakalanmış, içleri buram buram deniz kokuyor. Bizim de Akdeniz’e kıyımız olmasına rağmen bu irilikte karidesi Türkiye bulmak mümkün değil.

Ardından kalamarımız geliyor. İçlerindeki suyu hiç kaybetmeden pişirilmiş, nefisler.

Son olarak sipariş ettiğimiz balıklar geliyor. Bir tanesi tavada kızartılmış ismini bilmediğim portakal rengi bir balık. Balığın yanında yine yaüda kızartılmış Lübnan ekmeği veriyorlar. Balık lezzetli, ama benim genel tercihim daha yağlı balıklardan yana.

Maggie Arapça ve Fransızca konuşuyor. Konuşurken bu bayana hemen içiniz ısınıyor. Eşim balık yemeklerinden sonra Türkiye’de adetin helva yemek olduğunu söyleyip Maggie’ye fırında helva tarifi veriyor ve yemeklerden sonra bunu müşterilerine vermesini öneriyor. Helva Lübnan’da da yaygın olarak yeniliyor, kolaylıkla yapılabilecek bir tatlı.

Chez Maguy’da fiyatlar hesaplı. Bu ziyafet ve içeceklere toplamda kişi başı 60TL gibi bir ücret ödüyoruz.
Adres: Makaad El Mir Batroun Lübnan
Tel: 03 439 147


Barba Giritli

Barba Giritli Haliç kıyısında tarihi bir binada bulunuyor. Burayı ilginç yapan özellikler Haliç kıyısındaki konumu nedeniyle nefis bir eski İstanbul manzarasına sahip olması ve diğer balık lokantalarında fazla bulamayacağınız değişik yemek ve mezelere sahip olması. Lokantanın isminden de belli olacağı gibi burada ağırlıklı olarak Girit ve Ege mutfağı sunuluyor. Lokantanın özel yemekleri tuzda balık, Girit usulü ahtapot ızgara, sirkede marine edilmiş kalamar ızgara, elmalı ve tarhun soslu kılıçbalığı ızgara. Lokantada bulunan ilginç mezelerden bazıları ise Girit usulü zeytin salatası, Ege otları (turp, hardal, ısırgan, şevket-i bostan, arapsaçı, radika), cibez, kaya koruğu, Maş piyazı ve kabak çiçeği dolması.

Barba İtalyanca sakal ya da sakallı demek. Eskiden meyhaneciler genelde sakallı olurlarmış bu bu sebeple meyhanecilere barba denirmiş. Tahmin ediyorum eski zamanlarda İtalyan olan Cenevizlilerin Galata bölgesinde uzun zaman yaşamış olmasından kalan bir kelime. Barba Giritli’nin internet sitesinde barbalar ile ilgili aşağıdaki hoş açıklamalar var:

Eskiden meyhaneler gedikli ve koltuklu diye ikiye ayrılıyordu. Gedikli olanlar ruhsatlı çalışan meyhanelerdi. Gedikli meyhanelerin bir meyhaneci ustası olurdu. Zamanla bu ustalara İtalyanca sakallı ihtiyar anlamına gelen ‘barba’ denmeye başlandı. Gedikli meyhaneler isimlerini ya sahiplerinden ya da bulundukları semtten alırdı. İsim koymakta kullanılan bir başka yöntem ise kapıya kilit, hançer, zincir gibi kimi semboller asmaktı. 

Barba bir meyhanenin temel direğiydi. Ama meyhanecilik bir ekip işiydi. Meyhaneci ustasının yardımcısı miço, tezgahta görev yapan tezgahtar, sofralara şamdan, mum getiren ateşoğlanları, sakiler, rakkaslar öğleden sonradan itibaren müşterileri için hazırlanmaya başlarlardı. Her şeyin temiz ve yerli yerinde olması en önemli kurallardan biriydi.

Her şey hazırlanır, son olarak masalara şamdanlar koyularak kapıda müşteriler beklenirdi. Sakiler kulaklarının arkasına yerleştirdikleri bir çiçekle müşterilerini karşılar, barba masaya mum koyar, gelenleri selamlardı. Her meyhanede olan orta kandilinin yakılması sohbetin koyulaşması anlamına gelirdi. Meyhanenin kapanma zamanının geldiği ise çıngırakla müşterilere bildirilirdi.


Barba Giritli’de tabii bu adetler yaşamıyor sadece isim yadigar olarak kalmış.

Barba Giritli’ye pekçok defa gittim, en son gittiğimizde önden kaya koruğu, közde kırmızı biber, peynirli Girit ezmesi ve topik aldık. Tüm mezeler lezzetli ama zeytinyağını az kullanmışlar, masrafları kısmaya çalışıyorlar sanırım. Ege/Girit yemekleri bol zeytinyağı kullanılmadan lezzetli olmaz, bu durum  mezelerin tadlarını azaltmış. Normalde de az yağ kullanılan Girit ezmesi ve topik oldukça başarılıydı, mevsim salatası, kaya koruğu ve közde biber ise eh işte dedirtecek cinstendi. 

Ara sıcak olarak Girit usulü ahtapot ızgara ve kalamar ızgara aldık. Her ikisi de iyiydi, ahtapot ızgaranın marine edildiği sos üzerinde tatlı bir tat bırakmış, sade zeytinyağı, kekik ve sarımsaktan oluşan bir sosu ahtapotla tercih ederdim.

Ana yemek olarak ızgara deniz levreği aldık. Balık 2-3 kiloluk çok lezzetli ve taze bir balıktı, 3 kişi olan bize rahatlıkla yetti.

Yan masamız tuzda levrek sipariş etmişti. Bu yemeğin tadına henüz Barba Giritli’de bakmadım ama oldukça başarılı gözüküyordu.

Barba Giritli’de mezeler 5-6TL, ızgara ahtapot ya da kalamar 10TL, balıklar ise alış fiyatına göre 20-40TL arasında. 

Adres: Abdülezzel Paşa Cad. No.3 (Kadir Has Üniversitesi yanı) Cibali İstanbul

Telefon: 0212 5331866 / 5331877

Internet sitesi: http://www.giritlibalik.com/