Smyrna Ege Mutfagi

Zeytinyağlı Ege yemeklerine, İstanbul’da pek de bilinmeyen Ege otlarına, Tire köftesine, hanım elinden çıkmış leziz ve hafif yemeklere hasret misiniz? İstanbul’da bu lezzetleri bulamıyorum keşke hesaplı ve iyi bir yer olsa da gitsem mi diyorsunuz? Sizi bilmem ama ben uzun zamandır İstanbul’da böyle bir yer arıyordum. Çapa’da oturan İzmirli bir yakınımızın tavsiyesiyle keşfettiğimiz Smyrna Ege Mutfağı’nı görünce uzun zamandır aradığım yerin burası olduğunu anladım.





Smyrna Ege Mutfağı’nı İzmirli Sultan Hanım çalıştırıyor, yemeklerin pekçoğu onun elinden çıkıyor. Yeri Çapa Tıp Fakültesinin hemen yanında ve Pazar hariç hergün akşam 8’e kadar açık. Tire Köftesi kargo ile Tire’den geliyor. Ege otları da aynı şekilde Tire pazarından haftalık olarak Ege Mutfağı’na geliyor.

Smyrna Ege Mutfağı çok ferah bir ortam yaratmış. Duvarlar mavi fon üzerine çiçek resimleri ile süslenmiş. Burada usül esnaf lokantası tarzı, tepsinize istediğinizi görerek seçiyorsunuz. Yemeklerin hepsi zeytinyağı ile yapılmış. Fiyatlar gayet hesaplı. Öğlen saatlerinde müşteriler çoğunlukla Çapa Hastanesi çalışanları.

Adres: Molla Gürani Mahallesi Selim Sabit Sokak No.23
Tel: 0212 5341050
Reklamlar

Barba Giritli

Barba Giritli Haliç kıyısında tarihi bir binada bulunuyor. Burayı ilginç yapan özellikler Haliç kıyısındaki konumu nedeniyle nefis bir eski İstanbul manzarasına sahip olması ve diğer balık lokantalarında fazla bulamayacağınız değişik yemek ve mezelere sahip olması. Lokantanın isminden de belli olacağı gibi burada ağırlıklı olarak Girit ve Ege mutfağı sunuluyor. Lokantanın özel yemekleri tuzda balık, Girit usulü ahtapot ızgara, sirkede marine edilmiş kalamar ızgara, elmalı ve tarhun soslu kılıçbalığı ızgara. Lokantada bulunan ilginç mezelerden bazıları ise Girit usulü zeytin salatası, Ege otları (turp, hardal, ısırgan, şevket-i bostan, arapsaçı, radika), cibez, kaya koruğu, Maş piyazı ve kabak çiçeği dolması.

Barba İtalyanca sakal ya da sakallı demek. Eskiden meyhaneciler genelde sakallı olurlarmış bu bu sebeple meyhanecilere barba denirmiş. Tahmin ediyorum eski zamanlarda İtalyan olan Cenevizlilerin Galata bölgesinde uzun zaman yaşamış olmasından kalan bir kelime. Barba Giritli’nin internet sitesinde barbalar ile ilgili aşağıdaki hoş açıklamalar var:

Eskiden meyhaneler gedikli ve koltuklu diye ikiye ayrılıyordu. Gedikli olanlar ruhsatlı çalışan meyhanelerdi. Gedikli meyhanelerin bir meyhaneci ustası olurdu. Zamanla bu ustalara İtalyanca sakallı ihtiyar anlamına gelen ‘barba’ denmeye başlandı. Gedikli meyhaneler isimlerini ya sahiplerinden ya da bulundukları semtten alırdı. İsim koymakta kullanılan bir başka yöntem ise kapıya kilit, hançer, zincir gibi kimi semboller asmaktı. 

Barba bir meyhanenin temel direğiydi. Ama meyhanecilik bir ekip işiydi. Meyhaneci ustasının yardımcısı miço, tezgahta görev yapan tezgahtar, sofralara şamdan, mum getiren ateşoğlanları, sakiler, rakkaslar öğleden sonradan itibaren müşterileri için hazırlanmaya başlarlardı. Her şeyin temiz ve yerli yerinde olması en önemli kurallardan biriydi.

Her şey hazırlanır, son olarak masalara şamdanlar koyularak kapıda müşteriler beklenirdi. Sakiler kulaklarının arkasına yerleştirdikleri bir çiçekle müşterilerini karşılar, barba masaya mum koyar, gelenleri selamlardı. Her meyhanede olan orta kandilinin yakılması sohbetin koyulaşması anlamına gelirdi. Meyhanenin kapanma zamanının geldiği ise çıngırakla müşterilere bildirilirdi.


Barba Giritli’de tabii bu adetler yaşamıyor sadece isim yadigar olarak kalmış.

Barba Giritli’ye pekçok defa gittim, en son gittiğimizde önden kaya koruğu, közde kırmızı biber, peynirli Girit ezmesi ve topik aldık. Tüm mezeler lezzetli ama zeytinyağını az kullanmışlar, masrafları kısmaya çalışıyorlar sanırım. Ege/Girit yemekleri bol zeytinyağı kullanılmadan lezzetli olmaz, bu durum  mezelerin tadlarını azaltmış. Normalde de az yağ kullanılan Girit ezmesi ve topik oldukça başarılıydı, mevsim salatası, kaya koruğu ve közde biber ise eh işte dedirtecek cinstendi. 

Ara sıcak olarak Girit usulü ahtapot ızgara ve kalamar ızgara aldık. Her ikisi de iyiydi, ahtapot ızgaranın marine edildiği sos üzerinde tatlı bir tat bırakmış, sade zeytinyağı, kekik ve sarımsaktan oluşan bir sosu ahtapotla tercih ederdim.

Ana yemek olarak ızgara deniz levreği aldık. Balık 2-3 kiloluk çok lezzetli ve taze bir balıktı, 3 kişi olan bize rahatlıkla yetti.

Yan masamız tuzda levrek sipariş etmişti. Bu yemeğin tadına henüz Barba Giritli’de bakmadım ama oldukça başarılı gözüküyordu.

Barba Giritli’de mezeler 5-6TL, ızgara ahtapot ya da kalamar 10TL, balıklar ise alış fiyatına göre 20-40TL arasında. 

Adres: Abdülezzel Paşa Cad. No.3 (Kadir Has Üniversitesi yanı) Cibali İstanbul

Telefon: 0212 5331866 / 5331877

Internet sitesi: http://www.giritlibalik.com/


>Barba Giritli

>

Barba Giritli Haliç kıyısında tarihi bir binada bulunuyor. Burayı ilginç yapan özellikler Haliç kıyısındaki konumu nedeniyle nefis bir eski İstanbul manzarasına sahip olması ve diğer balık lokantalarında fazla bulamayacağınız değişik yemek ve mezelere sahip olması. Lokantanın isminden de belli olacağı gibi burada ağırlıklı olarak Girit ve Ege mutfağı sunuluyor. Lokantanın özel yemekleri tuzda balık, Girit usulü ahtapot ızgara, sirkede marine edilmiş kalamar ızgara, elmalı ve tarhun soslu kılıçbalığı ızgara. Lokantada bulunan ilginç mezelerden bazıları ise Girit usulü zeytin salatası, Ege otları (turp, hardal, ısırgan, şevket-i bostan, arapsaçı, radika), cibez, kaya koruğu, Maş piyazı ve kabak çiçeği dolması.

Barba İtalyanca sakal ya da sakallı demek. Eskiden meyhaneciler genelde sakallı olurlarmış bu bu sebeple meyhanecilere barba denirmiş. Tahmin ediyorum eski zamanlarda İtalyan olan Cenevizlilerin Galata bölgesinde uzun zaman yaşamış olmasından kalan bir kelime. Barba Giritli’nin internet sitesinde barbalar ile ilgili aşağıdaki hoş açıklamalar var:

Eskiden meyhaneler gedikli ve koltuklu diye ikiye ayrılıyordu. Gedikli olanlar ruhsatlı çalışan meyhanelerdi. Gedikli meyhanelerin bir meyhaneci ustası olurdu. Zamanla bu ustalara İtalyanca sakallı ihtiyar anlamına gelen ‘barba’ denmeye başlandı. Gedikli meyhaneler isimlerini ya sahiplerinden ya da bulundukları semtten alırdı. İsim koymakta kullanılan bir başka yöntem ise kapıya kilit, hançer, zincir gibi kimi semboller asmaktı. 

Barba bir meyhanenin temel direğiydi. Ama meyhanecilik bir ekip işiydi. Meyhaneci ustasının yardımcısı miço, tezgahta görev yapan tezgahtar, sofralara şamdan, mum getiren ateşoğlanları, sakiler, rakkaslar öğleden sonradan itibaren müşterileri için hazırlanmaya başlarlardı. Her şeyin temiz ve yerli yerinde olması en önemli kurallardan biriydi.

Her şey hazırlanır, son olarak masalara şamdanlar koyularak kapıda müşteriler beklenirdi. Sakiler kulaklarının arkasına yerleştirdikleri bir çiçekle müşterilerini karşılar, barba masaya mum koyar, gelenleri selamlardı. Her meyhanede olan orta kandilinin yakılması sohbetin koyulaşması anlamına gelirdi. Meyhanenin kapanma zamanının geldiği ise çıngırakla müşterilere bildirilirdi.


Barba Giritli’de tabii bu adetler yaşamıyor sadece isim yadigar olarak kalmış.

Barba Giritli’ye pekçok defa gittim, en son gittiğimizde önden kaya koruğu, közde kırmızı biber, peynirli Girit ezmesi ve topik aldık. Tüm mezeler lezzetli ama zeytinyağını az kullanmışlar, masrafları kısmaya çalışıyorlar sanırım. Ege/Girit yemekleri bol zeytinyağı kullanılmadan lezzetli olmaz, bu durum  mezelerin tadlarını azaltmış. Normalde de az yağ kullanılan Girit ezmesi ve topik oldukça başarılıydı, mevsim salatası, kaya koruğu ve közde biber ise eh işte dedirtecek cinstendi. 

Ara sıcak olarak Girit usulü ahtapot ızgara ve kalamar ızgara aldık. Her ikisi de iyiydi, ahtapot ızgaranın marine edildiği sos üzerinde tatlı bir tat bırakmış, sade zeytinyağı, kekik ve sarımsaktan oluşan bir sosu ahtapotla tercih ederdim.

Ana yemek olarak ızgara deniz levreği aldık. Balık 2-3 kiloluk çok lezzetli ve taze bir balıktı, 3 kişi olan bize rahatlıkla yetti.

Yan masamız tuzda levrek sipariş etmişti. Bu yemeğin tadına henüz Barba Giritli’de bakmadım ama oldukça başarılı gözüküyordu.

Barba Giritli’de mezeler 5-6TL, ızgara ahtapot ya da kalamar 10TL, balıklar ise alış fiyatına göre 20-40TL arasında. 

Adres: Abdülezzel Paşa Cad. No.3 (Kadir Has Üniversitesi yanı) Cibali İstanbul

Telefon: 0212 5331866 / 5331877

Internet sitesi: http://www.giritlibalik.com/


Hacioglu Mangal

Bayramda eşimin memleketi olan İzmir’e gittik. Benim yöresel yemeklere olan merakım malum, yol dönüşü Tire köftesi yiyelim diye Tire’ye uğradık. 

Tire Ege’nin ruhunu en güzel yansıtan yerlerden biri. Rumlardan kalma taş evleri, Salı günleri olan ve Ege’nin tüm otlarının satıldığı pazarı, insanlarının rahatlığı, doğasının güzelliği ile işte Ege’ye geldim dedirten yerlerden biri. Tire’ye gelmeden önce burada ne yenir diye kısa bir araştırma yapmıştım. Tire köftesi en başta olmak üzere Ege’nin otlu yemekleri ve tandır tavsiye ediliyor. Biz Tire’de sadece 1-2 saat kalacağımız için sadece köfteyi denemeye karar verdik ve Tire’nin en meşhur köftecisi Hacıoğlu Mangal’ın yolunu tuttuk. Tire’de köfteciler merkezde yanyana sıralanmış ve Hacıoğlu Mangal köftecilerin olduğu sırada en başta.

Tire köftesi danadan şiş köfte olarak hazırlanıyor. Kıyma makinada çekildikten sonra içine sadece tuz katılıyor. Şişteki köfte mangalda pişiriliyor.

Müşteri sipariş verdiği zaman mangalda pişmiş köfte alınıyor ve eritilmiş tereyağı içinde ısıtılıyor. Tereyağının içine ayrıca taze domates ve maydanoz da atılıyor ve bu şekilde servis ediliyor.

Köftenin yanında turşu ve salatayı müessese ikramı olarak getiriyorlar. Turşu eh işte, salata fena değil. Biz ayrıca koyun yoğurdu istiyoruz, yoğurt enfes bir yoğurt.

Ardından köftemiz geliyor. Tire köftede tereyağı ile köfteyi karıştırarak sunmak güzel bir düşünce ama maalesef Hacıoğlu Mangal’da uygulama başarısız. Tereyağı gerçek tereyağı ama çok lezzetli değil, yoğun bir süt tadı alamıyorsunuz. Köftedeki ette sıradan bir kıyma lezzeti var, dananın köfte için uygun olan kaburga, döş, gerdan gibi yerlerinden seçilmemiş gibi. Köfte ile tereyağını birleştirme Bursa ve Eskişehir’de de yapılıyor, oralarda ismi Tire köftesi olmasa da daha lezzetli tereyağlı köfteler yemiştim.

Son olarak tatlı olarak üzerine karadut reçeli dökülmüş lor peyniri alıyoruz, bu tatlı Ege’nin geleneksel tatlılarından biri. Lor peyniri alıştığımız lor peynirinden daha yağlı ve tatlı, içinde kaymak tadı var. Karadut reçeli ile birleşince ortaya enfes bir tatlı çıkmış, sadece yoğurt ve bu tatlıyı yemek için Tire’ye gelinebilir.

Hacıoğlu Mangal’da köftenin porsiyonu 8TL, yoğurt 3TL, tatlı 4TL.

Adres: İş Bankası altı Tire İzmir

Telefon: 0232 512 95 21 / 511 16 44

Internet sitesi: http://www.tirekofte.com/


>Hacioglu Mangal

>

Bayramda eşimin memleketi olan İzmir’e gittik. Benim yöresel yemeklere olan merakım malum, yol dönüşü Tire köftesi yiyelim diye Tire’ye uğradık. 

Tire Ege’nin ruhunu en güzel yansıtan yerlerden biri. Rumlardan kalma taş evleri, Salı günleri olan ve Ege’nin tüm otlarının satıldığı pazarı, insanlarının rahatlığı, doğasının güzelliği ile işte Ege’ye geldim dedirten yerlerden biri. Tire’ye gelmeden önce burada ne yenir diye kısa bir araştırma yapmıştım. Tire köftesi en başta olmak üzere Ege’nin otlu yemekleri ve tandır tavsiye ediliyor. Biz Tire’de sadece 1-2 saat kalacağımız için sadece köfteyi denemeye karar verdik ve Tire’nin en meşhur köftecisi Hacıoğlu Mangal’ın yolunu tuttuk. Tire’de köfteciler merkezde yanyana sıralanmış ve Hacıoğlu Mangal köftecilerin olduğu sırada en başta.

Tire köftesi danadan şiş köfte olarak hazırlanıyor. Kıyma makinada çekildikten sonra içine sadece tuz katılıyor. Şişteki köfte mangalda pişiriliyor.

Müşteri sipariş verdiği zaman mangalda pişmiş köfte alınıyor ve eritilmiş tereyağı içinde ısıtılıyor. Tereyağının içine ayrıca taze domates ve maydanoz da atılıyor ve bu şekilde servis ediliyor.

Köftenin yanında turşu ve salatayı müessese ikramı olarak getiriyorlar. Turşu eh işte, salata fena değil. Biz ayrıca koyun yoğurdu istiyoruz, yoğurt enfes bir yoğurt.

Ardından köftemiz geliyor. Tire köftede tereyağı ile köfteyi karıştırarak sunmak güzel bir düşünce ama maalesef Hacıoğlu Mangal’da uygulama başarısız. Tereyağı gerçek tereyağı ama çok lezzetli değil, yoğun bir süt tadı alamıyorsunuz. Köftedeki ette sıradan bir kıyma lezzeti var, dananın köfte için uygun olan kaburga, döş, gerdan gibi yerlerinden seçilmemiş gibi. Köfte ile tereyağını birleştirme Bursa ve Eskişehir’de de yapılıyor, oralarda ismi Tire köftesi olmasa da daha lezzetli tereyağlı köfteler yemiştim.

Son olarak tatlı olarak üzerine karadut reçeli dökülmüş lor peyniri alıyoruz, bu tatlı Ege’nin geleneksel tatlılarından biri. Lor peyniri alıştığımız lor peynirinden daha yağlı ve tatlı, içinde kaymak tadı var. Karadut reçeli ile birleşince ortaya enfes bir tatlı çıkmış, sadece yoğurt ve bu tatlıyı yemek için Tire’ye gelinebilir.

Hacıoğlu Mangal’da köftenin porsiyonu 8TL, yoğurt 3TL, tatlı 4TL.

Adres: İş Bankası altı Tire İzmir

Telefon: 0232 512 95 21 / 511 16 44

Internet sitesi: http://www.tirekofte.com/


Giritli Restoran

Ahırkapı’da Armada Oteli’nin yanında bulunan Giritli Restoran herhalde en bol çeşitte Ege ve Girit mezeleri yiyebileceğiniz yerdir. Giritli bir aileden gelen Ayşe Şensılay Hanım’ın açtığı bu restoran kapalı bölüm ve avlu olmak üzere iki kısıma sahip. Hava müsait ise insana kendini Ege’de tatilde hissettiren avluda oturmanızı tavsiye ederim. Gittiğim birkaç seferde canlı müziğe denk gelemedim ama zaman zaman canlı Yunan müziği de çalınıyor Giritli Restoran’da.

Giritli’de fiks menü uygulanıyor, fiks menü içerisinde 15-16 çeşit meze, ara sıcaklar, balık, tatlı ve sınırsız alkollü ya da alkolsüz içecek var. Mezeler olarak hatırladığım kadarıyla torik lakerda, pancar turşusu, fava, zeytinyağlı kuru börülce, acımsı yeşil zeytinden yapılan Girit mezesi, közde patlıcan, balık pastırması, semizotu, ısırgan otu, radika, tarama, fasulye pilakisi, ısırgan otu salatası vardı. Mevsimine göre mezelere deniz börülcesi, arap saçı, kabak çiçeği dolması, şevketi bostan da giriyormuş. Mezelerin hepsi çok lezzetli, taze otlar ve bol zeytinyağı kullanarak hazırlanmışlar. Mezelerin içinde özellikle beğendiklerim Girit mezesi ve pancar turşusu oldu.
Ara sıcaklarda ızgarada pişmiş zeytinyağlı sarımsaklı ahtapot, otlu peynirli minik pideler, yağda kızarmış kalamar sunuyorlardı benim gittiğim seferlerde. Özellikle ahtapotu garson servis ederken üzerine ahtapotun zeytinyağlı sosundan bolca döktürmenizi tavsiye ederim. Bu kadar yumuşak ve lezzetli ahtapot Giritli dışında hiçbir yerde yemedim. Daha sonra hala yiyecek yeriniz kaldıysa ısmarladığınız balığınız ve son olarak da tatlı geliyor. Tatlı olarak parmak böreği ya da fırınlamış tahin pekmez var. Parmak böreği tarçınlı ve pudralı içinde elma olan bir nevi sigara böreği.

Giritli Restoran bol yeşillik, zeytinyağı ve deniz ürünleri yiyebileceğiniz ve Ege/Girit yemekleri ile midenize bayram ettirebileceğiniz bir yer. Ege/Yunan yemeklerini seviyorsanız tavsiye edeceğim başka bir yerde Maltepe sahil yolunda bulunan Maria’nın Bahçesi olur.
Giritli Restoran’da fiks menü ücreti 95TL. (fiyat bilgisi en son Subat 2011’de kontrol edilmistir)
Adres1: Keresteci Hakkı Sokak No.8 (Armada Otel yanı) Cankurtaran Ahırkapı İstanbul (aşağıdaki harita bu adresi gösteriyor)
Telefon1: 0212 458 22 70
Adres2: Yalı Mevkii Türkbükü Bodrum Muğla
Telefon2: 0252 377 61 34

Internet adresi: http://www.giritlirestoran.com


>Giritli Restoran

>

Ahırkapı’da Armada Oteli’nin yanında bulunan Giritli Restoran herhalde en bol çeşitte Ege ve Girit mezeleri yiyebileceğiniz yerdir. Giritli bir aileden gelen Ayşe Şensılay Hanım’ın açtığı bu restoran kapalı bölüm ve avlu olmak üzere iki kısıma sahip. Hava müsait ise insana kendini Ege’de tatilde hissettiren avluda oturmanızı tavsiye ederim. Gittiğim birkaç seferde canlı müziğe denk gelemedim ama zaman zaman canlı Yunan müziği de çalınıyor Giritli Restoran’da.

Giritli’de fiks menü uygulanıyor, fiks menü içerisinde 15-16 çeşit meze, ara sıcaklar, balık, tatlı ve sınırsız alkollü ya da alkolsüz içecek var. Mezeler olarak hatırladığım kadarıyla torik lakerda, pancar turşusu, fava, zeytinyağlı kuru börülce, acımsı yeşil zeytinden yapılan Girit mezesi, közde patlıcan, balık pastırması, semizotu, ısırgan otu, radika, tarama, fasulye pilakisi, ısırgan otu salatası vardı. Mevsimine göre mezelere deniz börülcesi, arap saçı, kabak çiçeği dolması, şevketi bostan da giriyormuş. Mezelerin hepsi çok lezzetli, taze otlar ve bol zeytinyağı kullanarak hazırlanmışlar. Mezelerin içinde özellikle beğendiklerim Girit mezesi ve pancar turşusu oldu.
Ara sıcaklarda ızgarada pişmiş zeytinyağlı sarımsaklı ahtapot, otlu peynirli minik pideler, yağda kızarmış kalamar sunuyorlardı benim gittiğim seferlerde. Özellikle ahtapotu garson servis ederken üzerine ahtapotun zeytinyağlı sosundan bolca döktürmenizi tavsiye ederim. Bu kadar yumuşak ve lezzetli ahtapot Giritli dışında hiçbir yerde yemedim. Daha sonra hala yiyecek yeriniz kaldıysa ısmarladığınız balığınız ve son olarak da tatlı geliyor. Tatlı olarak parmak böreği ya da fırınlamış tahin pekmez var. Parmak böreği tarçınlı ve pudralı içinde elma olan bir nevi sigara böreği.

Giritli Restoran bol yeşillik, zeytinyağı ve deniz ürünleri yiyebileceğiniz ve Ege/Girit yemekleri ile midenize bayram ettirebileceğiniz bir yer. Ege/Yunan yemeklerini seviyorsanız tavsiye edeceğim başka bir yerde Maltepe sahil yolunda bulunan Maria’nın Bahçesi olur.
Giritli Restoran’da fiks menü ücreti 95TL. (fiyat bilgisi en son Subat 2011’de kontrol edilmistir)
Adres1: Keresteci Hakkı Sokak No.8 (Armada Otel yanı) Cankurtaran Ahırkapı İstanbul (aşağıdaki harita bu adresi gösteriyor)
Telefon1: 0212 458 22 70
Adres2: Yalı Mevkii Türkbükü Bodrum Muğla
Telefon2: 0252 377 61 34

Internet adresi: http://www.giritlirestoran.com

http://maps.google.com/maps?f=q&source=s_q&hl=tr&geocode=&q=giritli+restoran&sll=41.01462,28.976097&sspn=0.143515,0.292854&g=istanbul&ie=UTF8&ll=41.044145,28.998413&spn=0.143503,0.292854&z=12&iwloc=A&cid=13700996863114363767&output=embed
Daha Büyük Haritayı Görüntüle