Barba Giritli

Barba Giritli Haliç kıyısında tarihi bir binada bulunuyor. Burayı ilginç yapan özellikler Haliç kıyısındaki konumu nedeniyle nefis bir eski İstanbul manzarasına sahip olması ve diğer balık lokantalarında fazla bulamayacağınız değişik yemek ve mezelere sahip olması. Lokantanın isminden de belli olacağı gibi burada ağırlıklı olarak Girit ve Ege mutfağı sunuluyor. Lokantanın özel yemekleri tuzda balık, Girit usulü ahtapot ızgara, sirkede marine edilmiş kalamar ızgara, elmalı ve tarhun soslu kılıçbalığı ızgara. Lokantada bulunan ilginç mezelerden bazıları ise Girit usulü zeytin salatası, Ege otları (turp, hardal, ısırgan, şevket-i bostan, arapsaçı, radika), cibez, kaya koruğu, Maş piyazı ve kabak çiçeği dolması.

Barba İtalyanca sakal ya da sakallı demek. Eskiden meyhaneciler genelde sakallı olurlarmış bu bu sebeple meyhanecilere barba denirmiş. Tahmin ediyorum eski zamanlarda İtalyan olan Cenevizlilerin Galata bölgesinde uzun zaman yaşamış olmasından kalan bir kelime. Barba Giritli’nin internet sitesinde barbalar ile ilgili aşağıdaki hoş açıklamalar var:

Eskiden meyhaneler gedikli ve koltuklu diye ikiye ayrılıyordu. Gedikli olanlar ruhsatlı çalışan meyhanelerdi. Gedikli meyhanelerin bir meyhaneci ustası olurdu. Zamanla bu ustalara İtalyanca sakallı ihtiyar anlamına gelen ‘barba’ denmeye başlandı. Gedikli meyhaneler isimlerini ya sahiplerinden ya da bulundukları semtten alırdı. İsim koymakta kullanılan bir başka yöntem ise kapıya kilit, hançer, zincir gibi kimi semboller asmaktı. 

Barba bir meyhanenin temel direğiydi. Ama meyhanecilik bir ekip işiydi. Meyhaneci ustasının yardımcısı miço, tezgahta görev yapan tezgahtar, sofralara şamdan, mum getiren ateşoğlanları, sakiler, rakkaslar öğleden sonradan itibaren müşterileri için hazırlanmaya başlarlardı. Her şeyin temiz ve yerli yerinde olması en önemli kurallardan biriydi.

Her şey hazırlanır, son olarak masalara şamdanlar koyularak kapıda müşteriler beklenirdi. Sakiler kulaklarının arkasına yerleştirdikleri bir çiçekle müşterilerini karşılar, barba masaya mum koyar, gelenleri selamlardı. Her meyhanede olan orta kandilinin yakılması sohbetin koyulaşması anlamına gelirdi. Meyhanenin kapanma zamanının geldiği ise çıngırakla müşterilere bildirilirdi.


Barba Giritli’de tabii bu adetler yaşamıyor sadece isim yadigar olarak kalmış.

Barba Giritli’ye pekçok defa gittim, en son gittiğimizde önden kaya koruğu, közde kırmızı biber, peynirli Girit ezmesi ve topik aldık. Tüm mezeler lezzetli ama zeytinyağını az kullanmışlar, masrafları kısmaya çalışıyorlar sanırım. Ege/Girit yemekleri bol zeytinyağı kullanılmadan lezzetli olmaz, bu durum  mezelerin tadlarını azaltmış. Normalde de az yağ kullanılan Girit ezmesi ve topik oldukça başarılıydı, mevsim salatası, kaya koruğu ve közde biber ise eh işte dedirtecek cinstendi. 

Ara sıcak olarak Girit usulü ahtapot ızgara ve kalamar ızgara aldık. Her ikisi de iyiydi, ahtapot ızgaranın marine edildiği sos üzerinde tatlı bir tat bırakmış, sade zeytinyağı, kekik ve sarımsaktan oluşan bir sosu ahtapotla tercih ederdim.

Ana yemek olarak ızgara deniz levreği aldık. Balık 2-3 kiloluk çok lezzetli ve taze bir balıktı, 3 kişi olan bize rahatlıkla yetti.

Yan masamız tuzda levrek sipariş etmişti. Bu yemeğin tadına henüz Barba Giritli’de bakmadım ama oldukça başarılı gözüküyordu.

Barba Giritli’de mezeler 5-6TL, ızgara ahtapot ya da kalamar 10TL, balıklar ise alış fiyatına göre 20-40TL arasında. 

Adres: Abdülezzel Paşa Cad. No.3 (Kadir Has Üniversitesi yanı) Cibali İstanbul

Telefon: 0212 5331866 / 5331877

Internet sitesi: http://www.giritlibalik.com/

Reklamlar

>Barba Giritli

>

Barba Giritli Haliç kıyısında tarihi bir binada bulunuyor. Burayı ilginç yapan özellikler Haliç kıyısındaki konumu nedeniyle nefis bir eski İstanbul manzarasına sahip olması ve diğer balık lokantalarında fazla bulamayacağınız değişik yemek ve mezelere sahip olması. Lokantanın isminden de belli olacağı gibi burada ağırlıklı olarak Girit ve Ege mutfağı sunuluyor. Lokantanın özel yemekleri tuzda balık, Girit usulü ahtapot ızgara, sirkede marine edilmiş kalamar ızgara, elmalı ve tarhun soslu kılıçbalığı ızgara. Lokantada bulunan ilginç mezelerden bazıları ise Girit usulü zeytin salatası, Ege otları (turp, hardal, ısırgan, şevket-i bostan, arapsaçı, radika), cibez, kaya koruğu, Maş piyazı ve kabak çiçeği dolması.

Barba İtalyanca sakal ya da sakallı demek. Eskiden meyhaneciler genelde sakallı olurlarmış bu bu sebeple meyhanecilere barba denirmiş. Tahmin ediyorum eski zamanlarda İtalyan olan Cenevizlilerin Galata bölgesinde uzun zaman yaşamış olmasından kalan bir kelime. Barba Giritli’nin internet sitesinde barbalar ile ilgili aşağıdaki hoş açıklamalar var:

Eskiden meyhaneler gedikli ve koltuklu diye ikiye ayrılıyordu. Gedikli olanlar ruhsatlı çalışan meyhanelerdi. Gedikli meyhanelerin bir meyhaneci ustası olurdu. Zamanla bu ustalara İtalyanca sakallı ihtiyar anlamına gelen ‘barba’ denmeye başlandı. Gedikli meyhaneler isimlerini ya sahiplerinden ya da bulundukları semtten alırdı. İsim koymakta kullanılan bir başka yöntem ise kapıya kilit, hançer, zincir gibi kimi semboller asmaktı. 

Barba bir meyhanenin temel direğiydi. Ama meyhanecilik bir ekip işiydi. Meyhaneci ustasının yardımcısı miço, tezgahta görev yapan tezgahtar, sofralara şamdan, mum getiren ateşoğlanları, sakiler, rakkaslar öğleden sonradan itibaren müşterileri için hazırlanmaya başlarlardı. Her şeyin temiz ve yerli yerinde olması en önemli kurallardan biriydi.

Her şey hazırlanır, son olarak masalara şamdanlar koyularak kapıda müşteriler beklenirdi. Sakiler kulaklarının arkasına yerleştirdikleri bir çiçekle müşterilerini karşılar, barba masaya mum koyar, gelenleri selamlardı. Her meyhanede olan orta kandilinin yakılması sohbetin koyulaşması anlamına gelirdi. Meyhanenin kapanma zamanının geldiği ise çıngırakla müşterilere bildirilirdi.


Barba Giritli’de tabii bu adetler yaşamıyor sadece isim yadigar olarak kalmış.

Barba Giritli’ye pekçok defa gittim, en son gittiğimizde önden kaya koruğu, közde kırmızı biber, peynirli Girit ezmesi ve topik aldık. Tüm mezeler lezzetli ama zeytinyağını az kullanmışlar, masrafları kısmaya çalışıyorlar sanırım. Ege/Girit yemekleri bol zeytinyağı kullanılmadan lezzetli olmaz, bu durum  mezelerin tadlarını azaltmış. Normalde de az yağ kullanılan Girit ezmesi ve topik oldukça başarılıydı, mevsim salatası, kaya koruğu ve közde biber ise eh işte dedirtecek cinstendi. 

Ara sıcak olarak Girit usulü ahtapot ızgara ve kalamar ızgara aldık. Her ikisi de iyiydi, ahtapot ızgaranın marine edildiği sos üzerinde tatlı bir tat bırakmış, sade zeytinyağı, kekik ve sarımsaktan oluşan bir sosu ahtapotla tercih ederdim.

Ana yemek olarak ızgara deniz levreği aldık. Balık 2-3 kiloluk çok lezzetli ve taze bir balıktı, 3 kişi olan bize rahatlıkla yetti.

Yan masamız tuzda levrek sipariş etmişti. Bu yemeğin tadına henüz Barba Giritli’de bakmadım ama oldukça başarılı gözüküyordu.

Barba Giritli’de mezeler 5-6TL, ızgara ahtapot ya da kalamar 10TL, balıklar ise alış fiyatına göre 20-40TL arasında. 

Adres: Abdülezzel Paşa Cad. No.3 (Kadir Has Üniversitesi yanı) Cibali İstanbul

Telefon: 0212 5331866 / 5331877

Internet sitesi: http://www.giritlibalik.com/


Ottoman

Ottoman Haliç kıyısında tarihi bir binada Antep ve Hatay mutfağından örnekler sunan bir restoran. Restoranın sahipleri ve başaşçıları Hatay’lı olan Müge Hanım ve Antep’li eşi. Restoranın özelliklerinden biri kullanılan malzemelerin kalitesi ve malzemelerin Hatay ya da Antep’ten getirilmesi. Bunun sonucunda ise Hatay’da ya da Antep’te bulabileceğiniz lezzette yemekler çıkıyor. Bir diğer özellik ise diğer pekçok restoranda bulamayacağınız yöresel yemeklerin Ottoman’da sunulması. Örnek vermek gerekirse Antep usulü kelle paça, cacıklı Arap köftesi, kabak borani, keşkek, şiveydiz, rubbeni bu lezzetlerden bazıları. Ottoman günlük olarak 3-4 çeşit yöresel yemek çıkarıyor, bunun dışında menüde mezeler, ara sıcaklar, salatalar, kebaplar standart olarak hergün var. Son olarak Ottoman’a gitmek için diğer bir sebep konumu ve manzarası. Haliç kıyısında Kadir Has Üniversitesi yakınında Ottoman, aşağıdaki fotoğraf Ottoman’ın 3 katlı binasının teras katından çekilmiş bir Haliç ve Galata manzarası. Şehir dışından gelmiş misafirleri götürmek için ideal bir yer Ottoman.

Ottoman’da fiyatlar çok ucuz değil ama pahalı da sayılmaz. Mezeler 4-6TL arası, kebaplar 16-18TL gibi, salatalar 5TL. Ottoman’da alkollü içki de bulunuyor. İçkisiz kişi başı 30-40TL gibi tutar.

Ottoman’da giriş olarak gavurdağı salatası ve humus alıyoruz. Girişlerle beraber küçük bir tabakta üzerinde Hatay zeytinyağı gezdirilmiş ve otlu çökelek peyniri de geliyor. Peynir biraz tuzlu ama lezzetli. Gavurdağı salatası enfes, harika bir nar ekşisi ile lezzetlendirilmiş ve cevizi bol. Humus fena değil, içine diğer yerlerden farklı olarak kimyon da koyulmuş. Humusta benim damağım humusun içinde biraz daha fazla sarımsak olmasını seviyor ama yine de güzel bir humus. Ardından denemek için Antep lahmacunu alıyorum. Lahmacun soğansız sarımsaklı, enfes, yediğim en güzel Antep usulü lahmacunlardan biri.

Ardından ana yemek olarak keşkek ve rubbeni geliyor. Keşkek Anadolu’nun pekçok yöresinde bulunan bir yemek, genelde düğünlerde ya da bayramlarda yapılıyor. Yapması çok zahmetli bir yemek, etin ve buğdayın saatlerce dövülmesi gerekiyor. Keşkekin tadı bana göre harika, üzerine bolca ceviz konmuş ve içine katılan soğan tatlı bir tat vermiş. Keşkek konusunda benden daha titiz olan eşim ise ortalama buluyor.

Rubbeni artık Hatay’da bile unutulmaya yüz tutmuş bir Hatay yemeği. İçinde arpacık soğan, bolca kıyılmış domates, kuzu etinden köfteler ve baharat var. Sanırım köfteler önceden mangalda pişiriliyor, daha sonra içine arpacık soğanı, domates ve baharatlar atılarak taş bir çömlekte fırına veriliyor. Güzel bir lezzet, kıymasının tadı çok güzel ayrıca zaten içinde bütün arpacık soğan olan yemeklere bayılırım.

Ottoman’da yediklerimiz içinde hayal kırıklığına uğratan birşey yoktu, herbiri ortalamanın çok üzerinde. Başarılarının devamını diliyorum.

Adres: Abdülezelpaşa Caddesi No.11 Cibali Fatih İstanbul (Kadir Has Üniversitesi bitişiği)

Telefon: 0212 631 75 67

Internet sitesi: http://www.balatottoman.com/


>Ottoman

>Ottoman Haliç kıyısında tarihi bir binada Antep ve Hatay mutfağından örnekler sunan bir restoran. Restoranın sahipleri ve başaşçıları Hatay’lı olan Müge Hanım ve Antep’li eşi. Restoranın özelliklerinden biri kullanılan malzemelerin kalitesi ve malzemelerin Hatay ya da Antep’ten getirilmesi. Bunun sonucunda ise Hatay’da ya da Antep’te bulabileceğiniz lezzette yemekler çıkıyor. Bir diğer özellik ise diğer pekçok restoranda bulamayacağınız yöresel yemeklerin Ottoman’da sunulması. Örnek vermek gerekirse Antep usulü kelle paça, cacıklı Arap köftesi, kabak borani, keşkek, şiveydiz, rubbeni bu lezzetlerden bazıları. Ottoman günlük olarak 3-4 çeşit yöresel yemek çıkarıyor, bunun dışında menüde mezeler, ara sıcaklar, salatalar, kebaplar standart olarak hergün var. Son olarak Ottoman’a gitmek için diğer bir sebep konumu ve manzarası. Haliç kıyısında Kadir Has Üniversitesi yakınında Ottoman, aşağıdaki fotoğraf Ottoman’ın 3 katlı binasının teras katından çekilmiş bir Haliç ve Galata manzarası. Şehir dışından gelmiş misafirleri götürmek için ideal bir yer Ottoman.

Ottoman’da fiyatlar çok ucuz değil ama pahalı da sayılmaz. Mezeler 4-6TL arası, kebaplar 16-18TL gibi, salatalar 5TL. Ottoman’da alkollü içki de bulunuyor. İçkisiz kişi başı 30-40TL gibi tutar.

Ottoman’da giriş olarak gavurdağı salatası ve humus alıyoruz. Girişlerle beraber küçük bir tabakta üzerinde Hatay zeytinyağı gezdirilmiş ve otlu çökelek peyniri de geliyor. Peynir biraz tuzlu ama lezzetli. Gavurdağı salatası enfes, harika bir nar ekşisi ile lezzetlendirilmiş ve cevizi bol. Humus fena değil, içine diğer yerlerden farklı olarak kimyon da koyulmuş. Humusta benim damağım humusun içinde biraz daha fazla sarımsak olmasını seviyor ama yine de güzel bir humus. Ardından denemek için Antep lahmacunu alıyorum. Lahmacun soğansız sarımsaklı, enfes, yediğim en güzel Antep usulü lahmacunlardan biri.

Ardından ana yemek olarak keşkek ve rubbeni geliyor. Keşkek Anadolu’nun pekçok yöresinde bulunan bir yemek, genelde düğünlerde ya da bayramlarda yapılıyor. Yapması çok zahmetli bir yemek, etin ve buğdayın saatlerce dövülmesi gerekiyor. Keşkekin tadı bana göre harika, üzerine bolca ceviz konmuş ve içine katılan soğan tatlı bir tat vermiş. Keşkek konusunda benden daha titiz olan eşim ise ortalama buluyor.

Rubbeni artık Hatay’da bile unutulmaya yüz tutmuş bir Hatay yemeği. İçinde arpacık soğan, bolca kıyılmış domates, kuzu etinden köfteler ve baharat var. Sanırım köfteler önceden mangalda pişiriliyor, daha sonra içine arpacık soğanı, domates ve baharatlar atılarak taş bir çömlekte fırına veriliyor. Güzel bir lezzet, kıymasının tadı çok güzel ayrıca zaten içinde bütün arpacık soğan olan yemeklere bayılırım.

Ottoman’da yediklerimiz içinde hayal kırıklığına uğratan birşey yoktu, herbiri ortalamanın çok üzerinde. Başarılarının devamını diliyorum.

Adres: Abdülezelpaşa Caddesi No.11 Cibali Fatih İstanbul (Kadir Has Üniversitesi bitişiği)

Telefon: 0212 631 75 67

Internet sitesi: http://www.balatottoman.com/