Al-Sultan Brahim

Al-Sultan Brahim balıkta Lübnan’ın yüzakı olan yerlerden biri. İyi balık yemeği yapmanın temel sırrını keşfetmişler, restorana sadece günlük balık sokmak… Bu sayede deniz ürünleri konusunda haklı bir şöhret yakalamışlar ve Lübnan’da restoran sayılarını artırmaya başlamışlar.
Sultan İbrahim’e girince sizi çeşitli balık ve kabukluların dizili olduğu bir tezgah karşılıyor. Açıkta duran balıklara rağmen restoranda hiçbir balık kokusu yok, taze balık gerçekten kokmuyor. Kabuklu deniz ürünleri genelde akvaryumda ve canlı olarak seçiliyor.

Sultan İbrahim’de girişlerde klasik Lübnan mezeleri var, humus, abaganuş, salatalar vs. Mezeler fena değil ama Abd El Wahab ve Mounir Restaurant’tan sonra çok da cazip gelmiyor. Yaprak sarmayı çok ekşili yapıyor Lübnanlılar, bizdeki gibi baharatlar ve soğanla verilen sofistike tat yok. Biz de neredeyse her ev hanımının tadı az da olsa farklı yaprak sarması vardır.

e
Balık ise gerçekten enfes, bu kadar taze olan ve denizden çıkmış balığın lezzetli olmaması mümkün değil zaten.

Adres: Antelias Highway, Lübnan
Tel: 04 414474
Internet sitesi: http://www.al-sultanbrahim.com/
Adres (Beyrut merkez): Minet El-Hosn, Downtown, Beirut, Lebanon
Tel: 01 989989

>Al-Sultan Brahim

>

Al-Sultan Brahim balıkta Lübnan’ın yüzakı olan yerlerden biri. İyi balık yemeği yapmanın temel sırrını keşfetmişler, restorana sadece günlük balık sokmak… Bu sayede deniz ürünleri konusunda haklı bir şöhret yakalamışlar ve Lübnan’da restoran sayılarını artırmaya başlamışlar.
Sultan İbrahim’e girince sizi çeşitli balık ve kabukluların dizili olduğu bir tezgah karşılıyor. Açıkta duran balıklara rağmen restoranda hiçbir balık kokusu yok, taze balık gerçekten kokmuyor. Kabuklu deniz ürünleri genelde akvaryumda ve canlı olarak seçiliyor.

Sultan İbrahim’de girişlerde klasik Lübnan mezeleri var, humus, abaganuş, salatalar vs. Mezeler fena değil ama Abd El Wahab ve Mounir Restaurant’tan sonra çok da cazip gelmiyor. Yaprak sarmayı çok ekşili yapıyor Lübnanlılar, bizdeki gibi baharatlar ve soğanla verilen sofistike tat yok. Biz de neredeyse her ev hanımının tadı az da olsa farklı yaprak sarması vardır.

e
Balık ise gerçekten enfes, bu kadar taze olan ve denizden çıkmış balığın lezzetli olmaması mümkün değil zaten.

Adres: Antelias Highway, Lübnan
Tel: 04 414474
Internet sitesi: http://www.al-sultanbrahim.com/
Adres (Beyrut merkez): Minet El-Hosn, Downtown, Beirut, Lebanon
Tel: 01 989989

Mounir Restaurant

Mounir Restaurant Lübnan’ın en meşhur restoranlarından biri. Öyleki ülkenin başbakanı burada herhafta ailesiyle yemek yiyormuş. Mounir Beyrut’u yukarıdan seyreden bir tepenin üzerinde. 20-30 dakikalık bir araba yolculuğundan sonra buraya ulaşıyorsunuz. Meşhur bir yer olduğu için insanlar bu kadar yolu göze alıp Mounir’e geliyorlar, burası hemen her zaman kalabalık. Neyseki Mounir’in oturma alanı geniş ve çok sayıda masası var, o yüzden kalabalığa rağmen yer bulmak pek problem olmuyor.

Mounir klasik Lübnan yemekleri sunuyor. Restoranın yanında kendine ait geniş bir bahçe var, restorandaki sebzelerin çoğu burada yetiştiriliyormuş zaten. Lübnan’da yemek yediğim tüm yerler içinde benim kişisel favorim Mounir Restaurant oldu. Her yediğinizin özenli yapıldığını ve iyi malzeme kullanıldığını yerken hissediyorsunuz.

Başlangıç olarak müessesenin ikramı olarak taze bezelye ve antep fıstığı geliyor. Ayrıca biz turşu, fatuş salatası, etli humus ve çiğ köfte istiyoruz. Başlangıçlara ne söylenebilir, herbiri birbirinden güzel. Çiğ köfte bizdeki çiğ köfteden çok Fransızların ‘steak tartar’ına benziyor. Çiğ kıyma oranı çok fazla, damak tadımıza çok uymasa bile kıyma o kadar taze ve lezzetli ki çoğunu yiyoruz.

Ana yemek olarak arayess ve kuzu fileto istiyoruz. Arayess’te sarımsaklı ve baharatlı kuzu kıyması ekmek arasına koyulup mangal üzerinde pişiriliyor. Ortaya çıkan çok lezzetli ve başarılı. Kuzu eti ise mükemmel, az yağlı, kokusuz çok nefis bir et.

Son olarak ise tatlı olarak taze karpuz ve üzüm alıyoruz. Üzümler çok iri, cinsi nedir bilmiyorum ama çok lezzetliler. Karpuz da öyle ve çekirdeksiz. Doğa yapımı bu lezzette meyveler varken insan yapımı tatlıları hiç aramıyoruz.

Mounir Restaurant’ta lezzetine göre fiyatlar oldukça uygun. Kişi başı USD. 30-40 harcayarak burada kendinize mükellef bir Lübnan yemekleri ziyafeti çekmeniz mümkün.
Tel: 04 873 900
Internet sitesi: www.mounirs.com
Adres: Broumana yolu, Lübnan

>Mounir Restaurant

>Mounir Restaurant Lübnan’ın en meşhur restoranlarından biri. Öyleki ülkenin başbakanı burada herhafta ailesiyle yemek yiyormuş. Mounir Beyrut’u yukarıdan seyreden bir tepenin üzerinde. 20-30 dakikalık bir araba yolculuğundan sonra buraya ulaşıyorsunuz. Meşhur bir yer olduğu için insanlar bu kadar yolu göze alıp Mounir’e geliyorlar, burası hemen her zaman kalabalık. Neyseki Mounir’in oturma alanı geniş ve çok sayıda masası var, o yüzden kalabalığa rağmen yer bulmak pek problem olmuyor.

Mounir klasik Lübnan yemekleri sunuyor. Restoranın yanında kendine ait geniş bir bahçe var, restorandaki sebzelerin çoğu burada yetiştiriliyormuş zaten. Lübnan’da yemek yediğim tüm yerler içinde benim kişisel favorim Mounir Restaurant oldu. Her yediğinizin özenli yapıldığını ve iyi malzeme kullanıldığını yerken hissediyorsunuz.

Başlangıç olarak müessesenin ikramı olarak taze bezelye ve antep fıstığı geliyor. Ayrıca biz turşu, fatuş salatası, etli humus ve çiğ köfte istiyoruz. Başlangıçlara ne söylenebilir, herbiri birbirinden güzel. Çiğ köfte bizdeki çiğ köfteden çok Fransızların ‘steak tartar’ına benziyor. Çiğ kıyma oranı çok fazla, damak tadımıza çok uymasa bile kıyma o kadar taze ve lezzetli ki çoğunu yiyoruz.

Ana yemek olarak arayess ve kuzu fileto istiyoruz. Arayess’te sarımsaklı ve baharatlı kuzu kıyması ekmek arasına koyulup mangal üzerinde pişiriliyor. Ortaya çıkan çok lezzetli ve başarılı. Kuzu eti ise mükemmel, az yağlı, kokusuz çok nefis bir et.

Son olarak ise tatlı olarak taze karpuz ve üzüm alıyoruz. Üzümler çok iri, cinsi nedir bilmiyorum ama çok lezzetliler. Karpuz da öyle ve çekirdeksiz. Doğa yapımı bu lezzette meyveler varken insan yapımı tatlıları hiç aramıyoruz.

Mounir Restaurant’ta lezzetine göre fiyatlar oldukça uygun. Kişi başı USD. 30-40 harcayarak burada kendinize mükellef bir Lübnan yemekleri ziyafeti çekmeniz mümkün.
Tel: 04 873 900
Internet sitesi: www.mounirs.com
Adres: Broumana yolu, Lübnan

Abd El Wahab

Abd El Wahab (ya da Abdülvahab) Beyrut’un en ‘trendy’ caddelerinden El Ingilizi’de bulunan bir Lübnan restoranı. Lübnan yemeklerinin en iyi örneklerini yemek istiyorum dediğiniz zaman alacağınız ilk tavsiyelerden.

Abdülvahab Beyrut’ta eski bir Osmanlı binasının içine kurulmuş. Binanın hem dış görünümü hem de iç dekorasyonu oldukça hoş. Ayrıca bir de üst katta açık havada yemek yiyebileceğiniz teras kısmı var.

Genel izlenim olarak burası bana bizdeki Tike ya da Köşebaşı’nı hatırlattı. Meze ve kebap tarzı yemekleri hoş bir ortamda ve bir miktar rafine edilmiş tarzda yenilebilecek bir yer. Ayrıca Tike ve Köşebaşı gibi burası da Beyrut dışında birçok yer açarak şubeleşmiş. El İngilizi caddesindeki yerleri amiral gemileri, hem yemekler hem de ortam çok güzel.

Meze ve kebabın yanında tabii en iyi Lübnan’ın ulusal içkisi arak gider. Arak bizdeki rakının aynısı. Sadece Lübnan değil Suriye ve Ürdün’de de yaygın olarak tüketiliyor. Burada sunumu yalnız biraz farklı. Siparişinizi verdikten sonra arak bir sürahiye boşaltılıyor ve su ile karıştırılıyor. Küçük bardağınıza sürahiden arakı boşatıp üzerine buz ekleyip içiyorsunuz. Tarihi bir anekdot olarak bu tip rakı bardakları 70′ler öncesi bizde de rakının içildiği standart bardaklardı. Türkiye’de restoranlar ve meyhanelerde şimdi kullanılan büyük ve uzun bardaklara geçilince akşamcılar uzun zaman şikayet etmişler ve ısrarla bu küçük bardaklardan istemişler. Bu değişim Lübnan’da olmamış, arak hala bu tip bardaklarda içiliyor.

Önden tadımlık olarak taze bezelye veriliyor, tam bezelyenin mevsimi ve tadı harika. Ardından çam fıstıklı humusumuz, fatuş salatamız ve labnemiz geliyor. Bunların herbirine söyleyecek birşey yok, harikalar. Bizde sık sık üvey evlat muamelesi gören salata için bile en iyi malzemeler seçilmiş ve enfes bir sumak ve zeytinyağı ile salata tatlandırılmış.

Ara sıcak olarak ‘soujuk’ istiyoruz. Görünüşü her ne kadar sosise benzese bile tat olarak bizim sucuğumuza çok yakın bir tat. Bir tavada taze domates ile pişirilip servis ediliyor.

Ana yemek olarak karışık kebap alıyoruz. Et olarak kuzu kullanılmış, az yağlı ve ağızda eriyen nefis bir tat. Lübnan’da bizde bulunan kuzu cinsleri yok ama yine de çok lezzetli cinsleri var. Genel olarak bizde olduğu gibi kuyrukyağı kebaplarda yoğun kullanılmıyor, bu yüzden kebapları daha az yağlı oluyor.

Adres: 51, El Inglizi Street Beyrut Lübnan
Tel: 01 200 550 / 01 200 551


>Abd El Wahab

>Abd El Wahab (ya da Abdülvahab) Beyrut’un en ‘trendy’ caddelerinden El Ingilizi’de bulunan bir Lübnan restoranı. Lübnan yemeklerinin en iyi örneklerini yemek istiyorum dediğiniz zaman alacağınız ilk tavsiyelerden.

Abdülvahab Beyrut’ta eski bir Osmanlı binasının içine kurulmuş. Binanın hem dış görünümü hem de iç dekorasyonu oldukça hoş. Ayrıca bir de üst katta açık havada yemek yiyebileceğiniz teras kısmı var.

Genel izlenim olarak burası bana bizdeki Tike ya da Köşebaşı’nı hatırlattı. Meze ve kebap tarzı yemekleri hoş bir ortamda ve bir miktar rafine edilmiş tarzda yenilebilecek bir yer. Ayrıca Tike ve Köşebaşı gibi burası da Beyrut dışında birçok yer açarak şubeleşmiş. El İngilizi caddesindeki yerleri amiral gemileri, hem yemekler hem de ortam çok güzel.

Meze ve kebabın yanında tabii en iyi Lübnan’ın ulusal içkisi arak gider. Arak bizdeki rakının aynısı. Sadece Lübnan değil Suriye ve Ürdün’de de yaygın olarak tüketiliyor. Burada sunumu yalnız biraz farklı. Siparişinizi verdikten sonra arak bir sürahiye boşaltılıyor ve su ile karıştırılıyor. Küçük bardağınıza sürahiden arakı boşatıp üzerine buz ekleyip içiyorsunuz. Tarihi bir anekdot olarak bu tip rakı bardakları 70′ler öncesi bizde de rakının içildiği standart bardaklardı. Türkiye’de restoranlar ve meyhanelerde şimdi kullanılan büyük ve uzun bardaklara geçilince akşamcılar uzun zaman şikayet etmişler ve ısrarla bu küçük bardaklardan istemişler. Bu değişim Lübnan’da olmamış, arak hala bu tip bardaklarda içiliyor.

Önden tadımlık olarak taze bezelye veriliyor, tam bezelyenin mevsimi ve tadı harika. Ardından çam fıstıklı humusumuz, fatuş salatamız ve labnemiz geliyor. Bunların herbirine söyleyecek birşey yok, harikalar. Bizde sık sık üvey evlat muamelesi gören salata için bile en iyi malzemeler seçilmiş ve enfes bir sumak ve zeytinyağı ile salata tatlandırılmış.

Ara sıcak olarak ‘soujuk’ istiyoruz. Görünüşü her ne kadar sosise benzese bile tat olarak bizim sucuğumuza çok yakın bir tat. Bir tavada taze domates ile pişirilip servis ediliyor.

Ana yemek olarak karışık kebap alıyoruz. Et olarak kuzu kullanılmış, az yağlı ve ağızda eriyen nefis bir tat. Lübnan’da bizde bulunan kuzu cinsleri yok ama yine de çok lezzetli cinsleri var. Genel olarak bizde olduğu gibi kuyrukyağı kebaplarda yoğun kullanılmıyor, bu yüzden kebapları daha az yağlı oluyor.

Adres: 51, El Inglizi Street Beyrut Lübnan
Tel: 01 200 550 / 01 200 551

http://maps.google.com/maps?f=q&source=s_q&hl=en&geocode=&q=abd+el+wahab+beirut+lebanon&aq=&sll=37.0625,-95.677068&sspn=33.29802,86.572266&ie=UTF8&hq=abd+el+wahab&hnear=Beirut,+Lebanon&ll=33.887985,35.507888&spn=0.008514,0.021136&z=14&iwloc=A&cid=17205083120752522359&output=embed
View Larger Map

Chez Maguy

Lübnan gezimizde ilk gittiğimiz yerlerden biri Lübnan’ın en iyi balık lokantalarından biri olan Chez Maguy oldu. Burası Beyrut’un arabayla 45 dakika kadar kuzeyinde Batroun adında Unesco koruması altında olan bir balıkçı kasabasında. Kasaba tarihi taş evleri ve dar sokaklarıyla Batroun gerçekten görmeye değer bir yer. Chez Maguy’u ise bulmak çok zor, bu kasabada deniz kıyısında olduğunu biliyoruz ama dar sokaklarda yerini bulmak çok zor. Sonunda çarşıda birisi adresi bildiğini söylüyor ve arabamıza binip bizi Chez Maguy’a götürüyor.

Chez Maguy deniz kıyısında kayalar üzerine inşa edilmiş oldukça salaş bir yer, burasının bu kadar meşhur olması insana biraz garip geliyor, ama burada Anthony Bourdain ve Vedat Milor program çekimlerini yapıp yemeklere bayıldılar. Burasını Maggie (Maguy) isimli Lübnan’lı bir bayan işletiyor. Kendisi 15 yıl önce kocası vefat edince burayı açmış. Deniz ürünlerini çok sevdiğini ve zaman zaman kendisinin balığa çıktığını söylüyor. Örneğin bize verdiği karidesleri restoranın hemen yakınında denizden kendi çıkarmış.

Lübnan mutfağı bana hep İtalyan mutfağını çağrıştırıyor. Her ikisinin de Akdenizli olmasının yanında iki mutfakta da temel prensip en güzel ve taze ürünleri bulup bu ürünlerin doğal tatlarını bastırmayacak şekilde pişirip (ya da pişirmeden) sunmak. Öncelikle ikram olarak kabak çekirdeği ve zeytinyağı ve limon soslu havuç dilimleri geliyor. Çok basit ama çok lezzetli ikramlar, doğal ve en lezzetli kabak çekirdeği ve havuç bulunmuş ve sofraya konmuş.

Biz yiyeceğimiz balığı seçip gerisi Maggie’ye bırakıyoruz. Önden bize çiğ ton balığı yolluyor. İçinde az miktarda susam yağı, zencefil ve limon suyu var. Yalın ve doğal bir lezzet.

Ardından salata ile birlikte ızgarada pişmiş jumbo karidesler geliyor. Karidesler daha bu sabah yakalanmış, içleri buram buram deniz kokuyor. Bizim de Akdeniz’e kıyımız olmasına rağmen bu irilikte karidesi Türkiye bulmak mümkün değil.

Ardından kalamarımız geliyor. İçlerindeki suyu hiç kaybetmeden pişirilmiş, nefisler.

Son olarak sipariş ettiğimiz balıklar geliyor. Bir tanesi tavada kızartılmış ismini bilmediğim portakal rengi bir balık. Balığın yanında yine yaüda kızartılmış Lübnan ekmeği veriyorlar. Balık lezzetli, ama benim genel tercihim daha yağlı balıklardan yana.

Maggie Arapça ve Fransızca konuşuyor. Konuşurken bu bayana hemen içiniz ısınıyor. Eşim balık yemeklerinden sonra Türkiye’de adetin helva yemek olduğunu söyleyip Maggie’ye fırında helva tarifi veriyor ve yemeklerden sonra bunu müşterilerine vermesini öneriyor. Helva Lübnan’da da yaygın olarak yeniliyor, kolaylıkla yapılabilecek bir tatlı.

Chez Maguy’da fiyatlar hesaplı. Bu ziyafet ve içeceklere toplamda kişi başı 60TL gibi bir ücret ödüyoruz.
Adres: Makaad El Mir Batroun Lübnan
Tel: 03 439 147

>Chez Maguy

>Lübnan gezimizde ilk gittiğimiz yerlerden biri Lübnan’ın en iyi balık lokantalarından biri olan Chez Maguy oldu. Burası Beyrut’un arabayla 45 dakika kadar kuzeyinde Batroun adında Unesco koruması altında olan bir balıkçı kasabasında. Kasaba tarihi taş evleri ve dar sokaklarıyla Batroun gerçekten görmeye değer bir yer. Chez Maguy’u ise bulmak çok zor, bu kasabada deniz kıyısında olduğunu biliyoruz ama dar sokaklarda yerini bulmak çok zor. Sonunda çarşıda birisi adresi bildiğini söylüyor ve arabamıza binip bizi Chez Maguy’a götürüyor.

Chez Maguy deniz kıyısında kayalar üzerine inşa edilmiş oldukça salaş bir yer, burasının bu kadar meşhur olması insana biraz garip geliyor, ama burada Anthony Bourdain ve Vedat Milor program çekimlerini yapıp yemeklere bayıldılar. Burasını Maggie (Maguy) isimli Lübnan’lı bir bayan işletiyor. Kendisi 15 yıl önce kocası vefat edince burayı açmış. Deniz ürünlerini çok sevdiğini ve zaman zaman kendisinin balığa çıktığını söylüyor. Örneğin bize verdiği karidesleri restoranın hemen yakınında denizden kendi çıkarmış.

Lübnan mutfağı bana hep İtalyan mutfağını çağrıştırıyor. Her ikisinin de Akdenizli olmasının yanında iki mutfakta da temel prensip en güzel ve taze ürünleri bulup bu ürünlerin doğal tatlarını bastırmayacak şekilde pişirip (ya da pişirmeden) sunmak. Öncelikle ikram olarak kabak çekirdeği ve zeytinyağı ve limon soslu havuç dilimleri geliyor. Çok basit ama çok lezzetli ikramlar, doğal ve en lezzetli kabak çekirdeği ve havuç bulunmuş ve sofraya konmuş.

Biz yiyeceğimiz balığı seçip gerisi Maggie’ye bırakıyoruz. Önden bize çiğ ton balığı yolluyor. İçinde az miktarda susam yağı, zencefil ve limon suyu var. Yalın ve doğal bir lezzet.

Ardından salata ile birlikte ızgarada pişmiş jumbo karidesler geliyor. Karidesler daha bu sabah yakalanmış, içleri buram buram deniz kokuyor. Bizim de Akdeniz’e kıyımız olmasına rağmen bu irilikte karidesi Türkiye bulmak mümkün değil.

Ardından kalamarımız geliyor. İçlerindeki suyu hiç kaybetmeden pişirilmiş, nefisler.

Son olarak sipariş ettiğimiz balıklar geliyor. Bir tanesi tavada kızartılmış ismini bilmediğim portakal rengi bir balık. Balığın yanında yine yaüda kızartılmış Lübnan ekmeği veriyorlar. Balık lezzetli, ama benim genel tercihim daha yağlı balıklardan yana.

Maggie Arapça ve Fransızca konuşuyor. Konuşurken bu bayana hemen içiniz ısınıyor. Eşim balık yemeklerinden sonra Türkiye’de adetin helva yemek olduğunu söyleyip Maggie’ye fırında helva tarifi veriyor ve yemeklerden sonra bunu müşterilerine vermesini öneriyor. Helva Lübnan’da da yaygın olarak yeniliyor, kolaylıkla yapılabilecek bir tatlı.

Chez Maguy’da fiyatlar hesaplı. Bu ziyafet ve içeceklere toplamda kişi başı 60TL gibi bir ücret ödüyoruz.
Adres: Makaad El Mir Batroun Lübnan
Tel: 03 439 147

Lubnan mutfagi

Lübnan mutfağı benim her zaman favori mutfaklarımdan biri olmuştur. Hem Türk mutfağına yakınlığı hem de Arap, Fransız, Türk ve Akdeniz mutfaklarının muhteşem bir karışımı olması bu sevgimi destekliyordu. Bir ülke düşünün ki geçmişte bu topraklarda uzun yıllar Fenikeliler, Romalılar, Yunanlılar, Araplar, Türkler ve Fransızlar yaşamış olsun. Bu çok kültürlülük ise onlarca kilometrelik Akdeniz kıyısı ve Bekaa vadisi gibi bereketli pekçok çeşit sebze ve meyvenin yetiştiği bir yerde olsun. Tüm bu bileşimler karşısında karşımıza Lübnan mutfağını çıkarıyor.

Beyrut’a yakın zamanda yaptığımız gezide bir yerde iftar menüsü aldık. Menüde olanlar humus, babaganuş, zeytinyağlı yaprak sarma, fattuş salatası (bizdeki çoban salatanın Arap versiyonu), kibbeh (bir çeşit içli köfte), fatayer (içi genelde peynirli ya da ıspanaklı olan yağda kızarmış hamur çeşidi), taze fasulye yemeği ve bamya idi. Bu yemekler Lübnan’da aşağı yukarı her lokantada standart olarak sunuluyor, gördüğünüz gibi bize oldukça yakın yemekler. Ana yemek olarak ise pilav üzerine özel soslu balık vardı. Pilav Arap usulü bol baharatlı ve fıstıklı idi balık ise Fransız usulü bir sosla süslenmişti.

Lübnan mutfağının tipik özelliği ne deseniz tüm yemek ve salatalarda bolca kullanılan ekşi tatlar derim. Meze ve yemeklerin çoğuna ekşi tat katmak için limon, sumak ve nar ekşisi bolca katılıyor. Ayrıca Lübnan mutfağı demek meze demek, yemeklerden önce bol bol meze yeniyor. Bizde olan kebapların çoğunluğu Lübnan mutfağında da var ama önerim etten daha çok mezelere ve balığa yönelmeniz. Kebapları bizim kadar lezzetli değil. Bu kısmen bir Arap adeti olarak et iyice pişsin kanlı kısım kalmasın diye kebapları yakarcasına pişirmelerinden kısmen de sanıyorum bizde olan ve kebaba çok yakışan koyun türlerinin burada olmamasından kaynaklanıyor.

Lübnan’da Ermeni nüfus oldukça var. Gittiğimiz bazı lokantalar, arabasına bindiğimiz bazı taksiciler Ermeni idi ve içlerinde Türkçe konuşanlar var. Gittiğimiz bir başka lokantada lahmacun, humus, muhammara, fattuş salatası aldık. Lahmacun buraların yemeği (sanırım Suriye kökenli) ve Arapça etli ekmek anlamına geliyor. Yediğimiz tam bizdeki Antep usulü lahmacun idi, soğansız bol maydanoz ve kıyma ile hazırlanmıştı, oldukça lezzetliydi.

Ana yemek olarak bastırma ve soudjuk (bildiğimiz pastırma ve sucuk aldık). Bu lezzetler Ermeniler ile birlikte Lübnan’a Anadolu’dan gelmiş, tatları ve baharat karışımları bildiğimiz sucuk ve pastırmanın aynısı. Tek farkı fiyatı. Fiyat olarak Türkiye’den daha ucuzlar, zaten dönmeden önce bir markete uğrayarak eve götürmek için bir miktar pastırma aldık.

Tatlılar yine bizim tatlılara çok benzer, pek çoğunun ismi bile aynı fakat tadında ufak farklılıklar var. Beyrut’ta uğradığımız ismini hatırlamadığım meşhur bir tatlıcılarında birkaç tatlının tadına baktık. Baklava aynı isimle geçiyor, yalnız boyut olarak bizimkine göre çok ufak ve gördüğüm kadarıyla hep ceviz kullanılarak yapılmış, fıstıklı olanını görmedim.

Biz tatlı tercihimizi künefe ve helvadan tarafa kullandık. Helva undan yapılmış ve üzerine şerbet, gül suyu, kaymak konulmuş bir tatlı. Üzerine en son eklenen badem ile tam ‘bomba’ oluyor. Künefe ise bizim bildiğimiz künefeye görünüş olarak benzese bile tat olarak farklı. Peyniri çok bol koyuyorlar tadı farklı bir peynir. Şerbet ise hiç konmuyor, yiyecek olan kişiye bir pipetli şişede şerbeti veriyorlar ve o kişi zevkine göre şerbeti ekliyor.


Lubnan mutfagi

Lübnan mutfağı benim her zaman favori mutfaklarımdan biri olmuştur. Hem Türk mutfağına yakınlığı hem de Arap, Fransız, Türk ve Akdeniz mutfaklarının muhteşem bir karışımı olması bu sevgimi destekliyordu. Bir ülke düşünün ki geçmişte bu topraklarda uzun yıllar Fenikeliler, Romalılar, Yunanlılar, Araplar, Türkler ve Fransızlar yaşamış olsun. Bu çok kültürlülük ise onlarca kilometrelik Akdeniz kıyısı ve Bekaa vadisi gibi bereketli pekçok çeşit sebze ve meyvenin yetiştiği bir yerde olsun. Tüm bu bileşimler karşısında karşımıza Lübnan mutfağını çıkarıyor.

Beyrut’a yakın zamanda yaptığımız gezide bir yerde iftar menüsü aldık. Menüde olanlar humus, babaganuş, zeytinyağlı yaprak sarma, fattuş salatası (bizdeki çoban salatanın Arap versiyonu), kibbeh (bir çeşit içli köfte), fatayer (içi genelde peynirli ya da ıspanaklı olan yağda kızarmış hamur çeşidi), taze fasulye yemeği ve bamya idi. Bu yemekler Lübnan’da aşağı yukarı her lokantada standart olarak sunuluyor, gördüğünüz gibi bize oldukça yakın yemekler. Ana yemek olarak ise pilav üzerine özel soslu balık vardı. Pilav Arap usulü bol baharatlı ve fıstıklı idi balık ise Fransız usulü bir sosla süslenmişti.

Lübnan mutfağının tipik özelliği ne deseniz tüm yemek ve salatalarda bolca kullanılan ekşi tatlar derim. Meze ve yemeklerin çoğuna ekşi tat katmak için limon, sumak ve nar ekşisi bolca katılıyor. Ayrıca Lübnan mutfağı demek meze demek, yemeklerden önce bol bol meze yeniyor. Bizde olan kebapların çoğunluğu Lübnan mutfağında da var ama önerim etten daha çok mezelere ve balığa yönelmeniz. Kebapları bizim kadar lezzetli değil. Bu kısmen bir Arap adeti olarak et iyice pişsin kanlı kısım kalmasın diye kebapları yakarcasına pişirmelerinden kısmen de sanıyorum bizde olan ve kebaba çok yakışan koyun türlerinin burada olmamasından kaynaklanıyor.

Lübnan’da Ermeni nüfus oldukça var. Gittiğimiz bazı lokantalar, arabasına bindiğimiz bazı taksiciler Ermeni idi ve içlerinde Türkçe konuşanlar var. Gittiğimiz bir başka lokantada lahmacun, humus, muhammara, fattuş salatası aldık. Lahmacun buraların yemeği (sanırım Suriye kökenli) ve Arapça etli ekmek anlamına geliyor. Yediğimiz tam bizdeki Antep usulü lahmacun idi, soğansız bol maydanoz ve kıyma ile hazırlanmıştı, oldukça lezzetliydi.

Ana yemek olarak bastırma ve soudjuk (bildiğimiz pastırma ve sucuk aldık). Bu lezzetler Ermeniler ile birlikte Lübnan’a Anadolu’dan gelmiş, tatları ve baharat karışımları bildiğimiz sucuk ve pastırmanın aynısı. Tek farkı fiyatı. Fiyat olarak Türkiye’den daha ucuzlar, zaten dönmeden önce bir markete uğrayarak eve götürmek için bir miktar pastırma aldık.

Tatlılar yine bizim tatlılara çok benzer, pek çoğunun ismi bile aynı fakat tadında ufak farklılıklar var. Beyrut’ta uğradığımız ismini hatırlamadığım meşhur bir tatlıcılarında birkaç tatlının tadına baktık. Baklava aynı isimle geçiyor, yalnız boyut olarak bizimkine göre çok ufak ve gördüğüm kadarıyla hep ceviz kullanılarak yapılmış, fıstıklı olanını görmedim.

Biz tatlı tercihimizi künefe ve helvadan tarafa kullandık. Helva undan yapılmış ve üzerine şerbet, gül suyu, kaymak konulmuş bir tatlı. Üzerine en son eklenen badem ile tam ‘bomba’ oluyor. Künefe ise bizim bildiğimiz künefeye görünüş olarak benzese bile tat olarak farklı. Peyniri çok bol koyuyorlar tadı farklı bir peynir. Şerbet ise hiç konmuyor, yiyecek olan kişiye bir pipetli şişede şerbeti veriyorlar ve o kişi zevkine göre şerbeti ekliyor.


Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.