Guler Osmanli Mutfagi

Kadıköy Hasanpaşa’da bulunan Güler Osmanlı Mutfağı uzun zamandır ziyaret etmek istediğim yerlerden biriydi. Bu aile müessesesi Ali, Şerafettin ve Ayfer Güler tarafından işletiliyor. 1965’den beri faal olan müessese ilk olarak pastane olarak işe başlamış.   Pastane hala restoranın tam karşısında ayrı bir dükkanda hizmet veriyor. 1989 yılında pastane dışında ayrıca kebapçı açmışlar. Daha sonra ise kebap sektörünün yozlaştığını düşünüp 2003 yılında mekanı Güler Osmanlı Mutfağı’na çevirmişler ve şöhretleri yürümüş. Mekana adımınızı attığınızda duvardaki fotoğraflardan buraya gelmemiş siyasetçi ve sanatçı yok diyorsunuz.
Güler Osmanlı Mutfağı mekan olarak beklediğimden ufak bir yer. 2 katlı bu yerde toplam 12-14  kadar masa var. Mekan Osmanlı konseptini tamamen benimsemiş. Osmanlı dönemine ait tablolar, varaklar (bir çeşit Osmanlı süsleme sanatı) ve eski İstanbul resimleri dekorasyonda bolca kullanılmış. Fonda devamlı Türk sanat müziği çalıyor, bazı akşamlar canlı fasıl oluyormuş. Tuvaletlerin de bile genelde gördüğümüz ‘Tuvalet’ ya da ‘WC’ ibaresi yerine ‘Hela’ ibaresi asılı Güler Osmanlı Sofrası’nda. 
Ali Güler Bey müşterilerini sıcaklık ve samimiyet ile karşılıyor. Lokantaya girince ilk defa gelmemize rağmen hemen elimizi sıkıyor. Garsonlar da alışkın olduğumuzdan çok daha bilgili, yemekler nasıl hazırlanıyor ve hangi malzemeler kullanılıyor sorularına hemen cevap verebiliyorlar.

Başlangıçta içecek olarak demirhindi şerbeti alıyoruz. Hint hurması ve 41 çeşit baharat kullanılarak hazırlanan bu şerbet oldukça lezzetli ve serinletici, hergün olsa içerim.

Güler Osmanlı Mutfağı’nın mutfağında toplam 230 çeşit Osmanlı ve Türk yemeği hazırlanıyormuş. Hergün bu menüden 13 tanesini günlük olarak hazırlıyorlarmış. Menüde bulunan Osmanlı Tabağı ise bu günlük menüden tadımlık 7 tanesini bulunduran bir tabak. Biz gittiğimizde tabakta hatırladığım kadarıyla dana eti yahnisi, Harem ağası, güveçte kurufasülye, pilav, içinde ıspanak ve mantar bulunan etli bir yahni vardı. Hemen hepsi etli yemeklerden oluşan bu tabağın lezzeti oldukça iyi idi. Ancak Güler Osmanlı Mutfağı’na giderken beklentimiz biraz daha önce yemediğimiz değişik bir şeyler yemekti, tabaktaki tadlar ise iyi olmasına karşılık gayet tanıdık tadlar. Halbuki Osmanlı mutfağının özelliklerinden biri meyvelerin yemeklerde sıklıkla kullanılması değil mi? Meyvelerin gayet bol olduğu bu mayıs ayında beklentimiz Kadıköy Çiya’daki gibi alışık olmadığımız birşeyler yemekti, maalesef Güler Osmanlı Mutfağı alışık olduğumuz rutin tadların dışına çıkıp bizi heyecanlandıracak birşey hazırlamamış. 

Daha sonra ise Osmanlı köftesi geldi. Bu köftenin özelliği içinde hiçbir baharat ve soğan bulunmaması. Tekirdağ köftesi gibi lastik kıvamında olan bu köfte çok lezzetli, diğer tüm yiyecekleri unutacak olsak bile sadece Osmanlı köftesi yemek için gitmeye değer Güler Osmanlı Mutfağı’na.

Yediklerimizde doymuş olduğumuz için tatlı almadık. Güler Osmanlı Mutfağı’nda tatlı olarak irmikle hazırlanan Padişah tatlısı, cevizli kadayıf, damla sakızlı sütlaç, irmik helvası ve Osmanlı tatlısı bulunuyor.
Fiyatlar ortalamanın biraz üstünde. Osmanlı köftesi 9.25TL, kurufasülye 7.25TL, Padişah tatlısı 6TL. 
Ayrılırken Ali Bey müşterilerini ‘diş kirası’ dediği içinde kürdan, kolonyalı mendil ve Güler Osmanlı Mutfağı’nı tanıtan broşürlerin bulunduğu ufak bir hediye ile uğurluyor. Umarız Güler Osmanlı Mutfağı kalitesini bozmaz ve mutfağında biraz daha alışılmadık tatlara yönelerek ileride daha da başarılı olur.
Adres: Hasanpaşa Kurbağalıdere Caddesi No. 74/A Kadıköy İstanbul
Telefon: 0216 3482245
Internet adresi: http://www.osmanlimutfagi.com


>Guler Osmanli Mutfagi

>

Kadıköy Hasanpaşa’da bulunan Güler Osmanlı Mutfağı uzun zamandır ziyaret etmek istediğim yerlerden biriydi. Bu aile müessesesi Ali, Şerafettin ve Ayfer Güler tarafından işletiliyor. 1965’den beri faal olan müessese ilk olarak pastane olarak işe başlamış.   Pastane hala restoranın tam karşısında ayrı bir dükkanda hizmet veriyor. 1989 yılında pastane dışında ayrıca kebapçı açmışlar. Daha sonra ise kebap sektörünün yozlaştığını düşünüp 2003 yılında mekanı Güler Osmanlı Mutfağı’na çevirmişler ve şöhretleri yürümüş. Mekana adımınızı attığınızda duvardaki fotoğraflardan buraya gelmemiş siyasetçi ve sanatçı yok diyorsunuz.
Güler Osmanlı Mutfağı mekan olarak beklediğimden ufak bir yer. 2 katlı bu yerde toplam 12-14  kadar masa var. Mekan Osmanlı konseptini tamamen benimsemiş. Osmanlı dönemine ait tablolar, varaklar (bir çeşit Osmanlı süsleme sanatı) ve eski İstanbul resimleri dekorasyonda bolca kullanılmış. Fonda devamlı Türk sanat müziği çalıyor, bazı akşamlar canlı fasıl oluyormuş. Tuvaletlerin de bile genelde gördüğümüz ‘Tuvalet’ ya da ‘WC’ ibaresi yerine ‘Hela’ ibaresi asılı Güler Osmanlı Sofrası’nda. 
Ali Güler Bey müşterilerini sıcaklık ve samimiyet ile karşılıyor. Lokantaya girince ilk defa gelmemize rağmen hemen elimizi sıkıyor. Garsonlar da alışkın olduğumuzdan çok daha bilgili, yemekler nasıl hazırlanıyor ve hangi malzemeler kullanılıyor sorularına hemen cevap verebiliyorlar.

Başlangıçta içecek olarak demirhindi şerbeti alıyoruz. Hint hurması ve 41 çeşit baharat kullanılarak hazırlanan bu şerbet oldukça lezzetli ve serinletici, hergün olsa içerim.

Güler Osmanlı Mutfağı’nın mutfağında toplam 230 çeşit Osmanlı ve Türk yemeği hazırlanıyormuş. Hergün bu menüden 13 tanesini günlük olarak hazırlıyorlarmış. Menüde bulunan Osmanlı Tabağı ise bu günlük menüden tadımlık 7 tanesini bulunduran bir tabak. Biz gittiğimizde tabakta hatırladığım kadarıyla dana eti yahnisi, Harem ağası, güveçte kurufasülye, pilav, içinde ıspanak ve mantar bulunan etli bir yahni vardı. Hemen hepsi etli yemeklerden oluşan bu tabağın lezzeti oldukça iyi idi. Ancak Güler Osmanlı Mutfağı’na giderken beklentimiz biraz daha önce yemediğimiz değişik bir şeyler yemekti, tabaktaki tadlar ise iyi olmasına karşılık gayet tanıdık tadlar. Halbuki Osmanlı mutfağının özelliklerinden biri meyvelerin yemeklerde sıklıkla kullanılması değil mi? Meyvelerin gayet bol olduğu bu mayıs ayında beklentimiz Kadıköy Çiya’daki gibi alışık olmadığımız birşeyler yemekti, maalesef Güler Osmanlı Mutfağı alışık olduğumuz rutin tadların dışına çıkıp bizi heyecanlandıracak birşey hazırlamamış. 

Daha sonra ise Osmanlı köftesi geldi. Bu köftenin özelliği içinde hiçbir baharat ve soğan bulunmaması. Tekirdağ köftesi gibi lastik kıvamında olan bu köfte çok lezzetli, diğer tüm yiyecekleri unutacak olsak bile sadece Osmanlı köftesi yemek için gitmeye değer Güler Osmanlı Mutfağı’na.

Yediklerimizde doymuş olduğumuz için tatlı almadık. Güler Osmanlı Mutfağı’nda tatlı olarak irmikle hazırlanan Padişah tatlısı, cevizli kadayıf, damla sakızlı sütlaç, irmik helvası ve Osmanlı tatlısı bulunuyor.
Fiyatlar ortalamanın biraz üstünde. Osmanlı köftesi 9.25TL, kurufasülye 7.25TL, Padişah tatlısı 6TL. 
Ayrılırken Ali Bey müşterilerini ‘diş kirası’ dediği içinde kürdan, kolonyalı mendil ve Güler Osmanlı Mutfağı’nı tanıtan broşürlerin bulunduğu ufak bir hediye ile uğurluyor. Umarız Güler Osmanlı Mutfağı kalitesini bozmaz ve mutfağında biraz daha alışılmadık tatlara yönelerek ileride daha da başarılı olur.
Adres: Hasanpaşa Kurbağalıdere Caddesi No. 74/A Kadıköy İstanbul
Telefon: 0216 3482245
Internet adresi: http://www.osmanlimutfagi.com


Daruzziyafe

Darüzzifaye tarihi ortamı ile haz veren, bahçesine girdiğiniz anda insanı şehrin kargaşasından uzaklaştıran ve dinlendiren bir mekan. Darüzzifayenin kelime anlamı ziyafethane imiş. Osmanlı imparatorluğu zamanında mekan ziyafet salonu olarak kullanılmış, şimdi de Osmanlı mutfağı sunulmaya devam ediliyor. Konum olarak Süleymaniye Camisinin hemen yanında bulunuyor, burası Mimar Sinan tarafından yapılan Süleymaniye Külliyesinin parçası olan bir bina. Darüzzifaye’de isteğinize bağlı olarak bahçede ya da kapalı alanda yemek yiyebiliyorsunuz.



Darüzziyafe’nin menüsünde diğer lokantalarda bulamayacağınız yemeklerden Süleymaniye çorbası, tarçınlı piliç, yufkalı darüzzifaye köftesi, fukara keşkülü ve kuşburnu şerbeti gibi lezzetler dikkati çekiyor. Biz fazla aç olmadığımız için sadece Süleymaniye çorbası ve fukara keşkülünü denedik. Her ikisi de çok lezzetliydi. Süleymaniye çorbası kırmızı mercimek, kabak, havuç, domates, soğan, patates, kıyma ve baharatlar kullanılarak hazırlanan yoğun kıvamlı ve çok lezzetli bir çorba. Fukara keşkülü ise isminin zıddına içinde yoğun olarak antep fıstığı ve badem kullanılan yine yoğun kıvamlı bir tatlı.


Darüzzifaye’de fiyatlar ucuz değil. Çorba 6TL, fukara keşkülü 9TL, etli yemekler 15TL civarında.

Adres: Şifahane Sokak No.6 Süleymaniye İstanbul
Telefon: 0212 511 84 14
Internet sitesi: http://www.daruzziyafe.com.tr


>Daruzziyafe

>Darüzzifaye tarihi ortamı ile haz veren, bahçesine girdiğiniz anda insanı şehrin kargaşasından uzaklaştıran ve dinlendiren bir mekan. Darüzzifayenin kelime anlamı ziyafethane imiş. Osmanlı imparatorluğu zamanında mekan ziyafet salonu olarak kullanılmış, şimdi de Osmanlı mutfağı sunulmaya devam ediliyor. Konum olarak Süleymaniye Camisinin hemen yanında bulunuyor, burası Mimar Sinan tarafından yapılan Süleymaniye Külliyesinin parçası olan bir bina. Darüzzifaye’de isteğinize bağlı olarak bahçede ya da kapalı alanda yemek yiyebiliyorsunuz.



Darüzziyafe’nin menüsünde diğer lokantalarda bulamayacağınız yemeklerden Süleymaniye çorbası, tarçınlı piliç, yufkalı darüzzifaye köftesi, fukara keşkülü ve kuşburnu şerbeti gibi lezzetler dikkati çekiyor. Biz fazla aç olmadığımız için sadece Süleymaniye çorbası ve fukara keşkülünü denedik. Her ikisi de çok lezzetliydi. Süleymaniye çorbası kırmızı mercimek, kabak, havuç, domates, soğan, patates, kıyma ve baharatlar kullanılarak hazırlanan yoğun kıvamlı ve çok lezzetli bir çorba. Fukara keşkülü ise isminin zıddına içinde yoğun olarak antep fıstığı ve badem kullanılan yine yoğun kıvamlı bir tatlı.


Darüzzifaye’de fiyatlar ucuz değil. Çorba 6TL, fukara keşkülü 9TL, etli yemekler 15TL civarında.

Adres: Şifahane Sokak No.6 Süleymaniye İstanbul
Telefon: 0212 511 84 14
Internet sitesi: http://www.daruzziyafe.com.tr